İçeriğe geç
Gündem

AİHM Büyük Dairesi Kavala Kararı: Türkiye'nin Hukuki Yükümlülükleri Yeniden Gündemde

AİHM Büyük Dairesi'nin Kavala kararı, Türkiye'nin uluslararası hukuk yükümlülükleriyle ulusal yargı pratiği arasındaki çelişkiyi bir kez daha gün yüzüne taşıdı.

İçindekiler
Hukuk çekici, adalet sembolü, mahkeme malı, siyah ve altın renkli.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi'nin Osman Kavala kararı, uzun zamandır tartışma konusu olan bir sorunu yeniden gündeme getirmiştir: Türkiye, imza attığı uluslararası anlaşmaların hukuki sorumluluklarını gerçekten yerine getiriyor mu? Bu karar, sıradan bir hukuk meselesi değildir. Burada asıl mesele, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesindeki tüm pozisyonudur.

Büyük Daire Kararının Hukuki Ağırlığı

AİHM sistemi içinde Büyük Daire, en üst yargısal mercidir. Bir davanın Büyük Daire önüne gelmesi bile başlı başına anlamlıdır; bu süreç ya taraflardan birinin talebiyle ya da davanın istisnai önemi gerekçesiyle başlatılır. Büyük Daire'nin Kavala hakkında verdiği karar, Türkiye'nin Kavala'nın tutukluluğunu ve akabinde verilen ağırlaştırılmış müebbet cezasını hukuki açıdan gözden geçirmesini ve kişinin en kısa sürede serbest bırakılmasını talep etmektedir.

Bu, ilk kez dile getirilen bir talep değildir. AİHM, 2019 yılında Kavala aleyhine yürütülen tutukluluğun Sözleşme'nin birden fazla maddesini ihlal ettiğine hükmetmişti. O kararın ardından Türkiye gerekli adımları atmamış, dava yargısal süreçte devam etmiş ve sonunda ağırlaştırılmış müebbet cezasıyla sonuçlanmıştır. Büyük Daire kararı, işte bu tablonun bütününü kuşatmaktadır. Yani burada yalnızca tutukluluk meselesi değil, 2019 kararına rağmen sürdürülen yargılama ve ardından gelen mahkumiyet kararı da değerlendirme kapsamı içindedir.

Hangi Haklar İhlal Ediliyor?

Sözleşme kapsamındaki ihlalleri somutlaştırmak gerekir. Büyük Daire kararının arka planında, özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. madde ile serbest seçim hakkını güvence altına alan 18. maddenin merkezi bir yeri olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim 2019 kararında da AİHM, Kavala'nın tutukluluğunun Sözleşme'nin 18. maddesiyle bağlantılı olarak 5. maddesini ihlal ettiğini saptamıştı; bu, tutukluluğun güdüsünün Sözleşme'de öngörülen meşru amaçların dışına çıktığı anlamına gelmektedir.

Ağırlaştırılmış müebbet cezası bağlamında ise tablo daha da ağırlaşmaktadır. Sözleşme'nin 18. maddesi, hak ve özgürlüklere getirilen kısıtlamaların yalnızca öngörülen amaçlarla kullanılabileceğini öngörür. AİHM'in 2019 kararında tespit ettiği husus, tutukluluğun kısmen meşru amaçların dışında bir saikle sürdürüldüğüdür. Büyük Daire'nin güncellemesi, bu tespiti yalnızca tutuklulukla sınırlı tutmamakta; yargılama sürecinin bütünüyle Sözleşme'ye aykırı biçimde sürdürüldüğü iddiasını kapsamına almaktadır.

Adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. madde de bu davanın bütünsel değerlendirmesinde göz ardı edilemez. Yargılamanın uzunluğu, delillerin toplanma ve değerlendirilme biçimi, savcılık taleplerinin niteliği ve sonuçta verilen ceza miktarı, bu maddedeki güvencelerin somut olarak karşılanıp karşılanmadığını sorgulatmaktadır.

AİHM Kararlarının Türkiye İç Hukukundaki Bağlayıcılığı

Hukuki çerçeveyi açık biçimde ortaya koymak gerekir. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne taraftır ve bu sıfat, AİHM kararlarının Türkiye açısından bağlayıcı olduğu anlamına gelmektedir. Sözleşme'nin 46. maddesi, kesinleşmiş mahkeme kararlarına taraf devletlerin uyma yükümlülüğünü açıkça düzenlemektedir. Kararların icrası ise Bakanlar Komitesi denetimine tabidir.

Türkiye iç hukukunda ise tablo şu şekilde işlemektedir: Anayasa'nın 90. maddesi, usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmelerin kanun hükmünde olduğunu ve temel haklara ilişkin sözleşme hükümlerinin kanunlarla çatışması halinde sözleşme hükümlerinin esas alınacağını öngörmektedir. Yani hukuki dayanak son derece nettir; AİHM kararları, Türk hukuk düzeni içinde de yok sayılamaz.

Bununla birlikte, fiili uygulamanın bu yasal çerçeveyle örtüşüp örtüşmediği başka bir meseledir. Kavala davasında Türkiye, 2019 AİHM kararının ardından gerekli uyumu sağlamak yerine yargılamayı sürdürmüş ve ağırlaştırılmış müebbet cezasıyla sonuçlandırmıştır. Kanunun hali hazırdaki durumu söyleneni söylemekte, fakat uygulamanın gerçeği bundan sapabilmektedir.

Türkiye'nin AİHM Kararlarına Uyum Sicili

Kavala davası, Türkiye'nin AİHM kararlarına uyum sorunuyla izole bir kesişim noktası değildir. Bakanlar Komitesi'nin yıllık raporları, Türkiye'nin ihlal kararlarına uyum sürecinin işlevselliğini tartışmalı kılmaktadır. Özellikle uzun tutukluluk, ifade özgürlüğü ve toplanma özgürlüğüne ilişkin davalarda Türkiye aleyhine tescil edilen kararların icrası, Bakanlar Komitesi gündemini düzenli olarak meşgul etmektedir.

Kavala davası bu tabloda neden ayrı bir yere oturmaktadır? Çünkü 2019 AİHM kararının ardından başlatılan ihlal davası, tarihsel açıdan oldukça nadir başvurulan bir mekanizmayı devreye sokmuştur: Sözleşme'nin 46/4. maddesi kapsamında ihlal davası. Bakanlar Komitesi, Türkiye'nin 2019 kararını uygulamaması üzerine bu mekanizmayı işletmiş ve dava Büyük Daire önüne taşınmıştır. Bu süreç, Türkiye'nin AİHM sistemi içindeki uyum performansının ciddi biçimde sorgulandığını gösteren yapısal bir tabloya işaret etmektedir.

Avrupa Konseyi üyeliği bağlamında da bu tablonun ağırlığını belirtmek gerekir. Türkiye, Avrupa Konseyi'nin kurucu üyelerinden biridir. Bu üyelik, yalnızca sembolik bir statü değil, Sözleşme sistemine dahil olma ve kararlarına uyma yükümlülüğü anlamına gelmektedir. Büyük Daire'nin bu davadaki tutumu, Türkiye'nin bu üyeliğin gerektirdiği yükümlülükleri fiilen yerine getirip getirmediğinin doğrudan bir sınavıdır.

Ulusal Yargı Egemenliği ile Uluslararası Yükümlülük Arasındaki Gerilim

Türk makamları, AİHM kararlarına uyum konusundaki tutumu zaman zaman ulusal yargı egemenliği argümanıyla açıklamaktadır. Bu argümanın hukuki sınırlarını net biçimde ortaya koymak gerekir. Devlet egemenliği, uluslararası hukuk açısından mutlak ve sınırsız bir kavram değildir. Türkiye, AİHS'e taraf olmakla bu sözleşmenin öngördüğü denetim mekanizmalarını da kabul etmiş olmaktadır. Egemenlik gerekçesiyle bu mekanizmaları fiilen işlevsiz kılmak, hukuki değil siyasi bir tercihten ibarettir.

Aslında sorun tam da burada düğümlenmektedir. Uluslararası mahkeme kararı ile ulusal yargı kararı çatıştığında, hangi hukuki düzlem önceliklidir? Türkiye'nin Anayasası ve taraf olduğu Sözleşme, bu soruyu teorik düzeyde yanıtlamaktadır; öncelik, temel haklara ilişkin sözleşme hükümlerindedir. Uygulamada ise Kavala davası, bu teorik yanıtın hayata geçirilmediğinin somut örneği olarak kayda geçmiştir.

Bu gerilim yalnızca hukuki değil, aynı zamanda siyasi bir kriz boyutu taşımaktadır. Türkiye'nin Avrupa kurumlarıyla ilişkileri, Kavala davası üzerinden hem sembolik hem de kurumsal bir gerilim düzlemine taşınmıştır. Bakanlar Komitesi'nin ihlal davası açma kararı, diplomatik bir mesaj olmaktan öte, sistemin öngördüğü bir yaptırım mekanizmasıdır. Büyük Daire kararı ise bu mekanizmanın işletildiğini ve Türkiye'nin bu aşamanın ardından çok daha sınırlı bir manevra alanına sahip olduğunu göstermektedir.

Kararın Pratikte Anlamı

Büyük Daire kararının serbest bırakma talebini içermesi, tek başına belirleyici bir hukuki sonuç doğurmamaktadır. AİHM, ulusal yargı kararlarını iptal etme veya doğrudan icra etme yetkisine sahip değildir. Kararın icrası, Türkiye'nin kendi iç hukuk mekanizmalarını işletmesini gerektirmektedir. Bu noktada bireysel başvuruya dayalı iç hukuk yolları, yargılamanın yenilenmesi taleplerini düzenleyen usul kuralları ve infaz hukukunun öngördüğü mekanizmalar devreye girebilir.

Ancak pratikte görülen tablo, iç hukuk mekanizmalarının AİHM kararlarını esas alan talepleri ne ölçüde karşıladığının tartışmalı olduğunu ortaya koymaktadır. Yargılamanın yenilenmesi yolunun işleyişi, hâkimlerin takdir yetkisinin sınırları ve uygulamadaki gecikmeler bu tablonun temel bileşenleridir.

Kavala davası, Türkiye'nin uluslararası hukuk yükümlülükleriyle kendi yargı pratiği arasındaki açığı kapayıp kapatamayacağının önümüzdeki süreçte de sınandığı bir dava olmaya devam edecektir. Büyük Daire kararı, bu sınavın ağırlığını artırmıştır; geriye yalnızca Türkiye'nin bu ağırlık karşısında ne yapacağı sorusu kalmaktadır. Hukuk böyle işler: kararlar verilir, yükümlülükler doğar, uyum ise tercih değil zorunluluktur.

Sıkça sorulanlar

AİHM Büyük Dairesi'nin Kavala kararı neden önemlidir?

Büyük Daire, AİHM sistemi içinde en üst yargısal mercidir ve davanın Büyük Daire önüne gelmesi istisnai önemi ifade eder. Kavala kararı, Türkiye'nin 2019 AİHM kararına rağmen yargılamayı sürdürmesi ve ağırlaştırılmış müebbet cezası vermesinin bütünsel değerlendirmesini kapsamaktadır.

Türkiye'nin AİHM kararlarına uyma yükümlülüğü nerede tanımlanmıştır?

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 46. maddesi, taraf devletlerin kesinleşmiş mahkeme kararlarına uyma yükümlülüğünü düzenlemektedir. Türk Anayasası'nın 90. maddesi ise temel haklara ilişkin sözleşme hükümlerinin kanunlarla çatışması halinde sözleşme hükümlerinin esas alınacağını öngörmektedir.

Kavala davasında hangi Sözleşme maddeleri ihlal edilmiş olarak değerlendirilmektedir?

Özgürlük ve güvenlik hakkını düzenleyen 5. madde ile serbest seçim hakkını güvence altına alan 18. madde merkezi rol oynamaktadır. Adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. madde de yargılama sürecinin bütünsel değerlendirmesinde göz ardı edilemez.

AİHM Büyük Dairesi'nin kararı Kavala'nın serbest bırakılmasını doğrudan sağlayabilir mi?

Hayır, AİHM ulusal yargı kararlarını iptal etme veya doğrudan icra etme yetkisine sahip değildir. Kararın icrası Türkiye'nin kendi iç hukuk mekanizmalarını işletmesini gerektirmektedir.

Türkiye 2019 AİHM kararının ardından ne yaptığı için Büyük Daire tarafından incelenmiştir?

Türkiye, 2019 kararında tespit edilen ihlalleri gidermek yerine yargılamayı sürdürmüş ve ağırlaştırılmış müebbet cezasıyla sonuçlandırmıştır. Bakanlar Komitesi bu uyumsuzluk üzerine Sözleşme'nin 46/4. maddesi kapsamında ihlal davası açarak meseyi Büyük Daire'ye taşımıştır.

Etiketler

Özenç Gül

Yazar

Özenç Gül

Hukuk doktoru ve avukat. Tüm hukuk dallarında yazan, sert ve kesin üslubuyla tanınan köşe yazarı.

Tüm yazıları

Bu makaleyi nasıl buldun?

Paylaş

KROP Bültenler

KROP Gündem ile haftana başla.

Haftanın gündemi: haberler, analizler, KROP editörlerinin notu. Her Cumartesi sabahı. Tek tıkla bırakırsın, KVKK uyumludur.

Üye misin? Giriş yap

Haftalık · 09:00 · 2 abone · Tek tıkla bırakırsın

AİHM Büyük Dairesi Kavala Kararı: Neler Değişti | KROP.