Rize Açıklarında Denize İnen Uçak: Kurtarma Başardı, Ama Asıl Sorular Hâlâ Ortada
İki kişi sağ kurtarıldı, operasyon tamamlandı. Peki bu başarı, küçük uçak denetimindeki yapısal açıkları örtüyor mu?
İçindekiler

Gürcistan'ın Batum Havalimanı'ndan kalkan iki kişilik küçük uçak, Rize açıklarında denize acil iniş yapmak zorunda kaldı. İçişleri Bakanlığı açıklamasına göre Ana Arama Kurtarma Koordinasyon Merkezi'nin (AAKKM) koordinasyonuyla yürütülen operasyon kısa sürede tamamlandı; uçaktaki her iki kişi sağ kurtarıldı. İlk bakışta tablo iyi haberle kapanmış gibi görünüyor. Ama bu tablonun arkasında, anlık kriz yönetiminin ne kadar etkin çalıştığından çok daha derin bir soru duruyor: Başarılı kurtarma, yapısal güvenlik açıklarını örten bir perde işlevi görüyor mu?
Bu soruyu geçiştirmek mümkün değil. Karadeniz üzerindeki kısa güzergahlarda yaşanan her kaza, salt bir trafik olayı olarak değil, sistemin stres altındaki davranışının bir göstergesi olarak okunabilir.
Olayın Kronolojisi: Bilinen ve Bilinmeyen
Kamuoyuna yansıyan bilgiler şimdilik sınırlı. Uçağın Batum'dan kalktığı, Rize açıklarında denize inmek zorunda kaldığı ve iki kişinin kurtarıldığı doğrulandı. Olayın tam kronolojisi, ihlaç anından kurtarma ekiplerinin müdahalesine kadar geçen süre ve hangi birimlerin ne zaman devreye girdiği henüz kamuoyuyla ayrıntılı biçimde paylaşılmış değil. Olayın nedenine ilişkin araştırmaların sürdüğü bilgisi ise standart bir idari kapasite beyanı olarak duruyor; içeriği somutlaşmadan bu beyanı değerlendirmek güçtür.
Bununla birlikte, bilinen olgulardan bile bazı çıkarımlar yapılabilir. Uçağın iki kişilik olduğu ifadesi, büyük olasılıkla özel ya da genel havacılık kategorisinde değerlendirilen küçük bir hava aracına işaret ediyor. Güzergah Gürcistan-Türkiye arası; coğrafi olarak Karadeniz kıyı şeridine paralel, ama üzerine inilecek bir yüzeyin bulunmadığı açık deniz bölümünü de kapsayan bir hat. Bu iki veri bile, olayı analizin merkezine koymak için yeterli zemin sağlıyor.
AAKKM ve Koordinasyonun Değeri
İçişleri Bakanlığı açıklamasında AAKKM'nin operasyonu koordine ettiği belirtildi. Bu kurumun devreye girmesi, Türkiye'nin arama kurtarma kapasitesinin olgunlaşması açısından olumlu bir sinyal taşıyor. Çok ajanlı arama kurtarma operasyonlarında koordinasyonun kırılgan olduğu bilinir; farklı bakanlıkların ve komuta zincirlerinin örtüştüğü anlarda iletişim boşlukları kurtarma süresini uzatabilir, hatta sonucu doğrudan belirleyebilir.
Rize olayında koordinasyonun hızlı işlediğini, sonucun iki kişinin sağ kurtarılmasıyla kapandığını görüyoruz. Ancak burada bir analitik tuzak var. Operasyonun başarıyla tamamlanmış olması, sistemin her koşulda bu başarıyı tekrarlayabileceğinin kanıtı değildir. Karadeniz'in değişken hava koşulları, farklı zaman dilimlerinde ya da daha uzak bir düşüş noktasında aynı koordinasyonun sağlanıp sağlanamayacağı sorusu cevapsız kalmaya devam ediyor. Başarı, prosedürel sağlamlığın değil, elverişli koşulların ürünü de olabilir.
Sorun çok daha derindir. Arama kurtarma kapasitesini yalnızca başarılı operasyonlarla ölçmek, sistemin performansını eksik tanımlamak anlamına gelir. Gerçek test, zorlu koşullar altında ve birden fazla olayın eş zamanlı yaşandığı senaryolarda ortaya çıkar. Bu tür gerçekçi tatbikatların düzenli yapılıp yapılmadığı, bulgularının kamuoyuyla paylaşılıp paylaşılmadığı ise ayrı bir şeffaflık sorununa dönüşüyor.
Küçük Uçaklar ve Denetim Açığı
Olayın belki de en az konuşulan ama en yapısal boyutu, küçük ve özel uçakların denetim çerçevesiyle ilgili. Ticari havacılık söz konusu olduğunda Türkiye'nin sivil havacılık otoritesi SHGM'nin güçlü bir izleme kapasitesi olduğu bilinmektedir. Ancak genel ve özel havacılık, yani küçük uçaklar, özel pilotlar ve kısa mesafeli charter operasyonları söz konusu olduğunda tablo daha karmaşıklaşır.
Uluslararası sivil havacılık pratiğinde küçük uçaklara yönelik denetim boşluklarının büyük kazaların öncüsü olduğu pek çok örnek mevcuttur. Bu uçaklar ticari uçaklara kıyasla daha az teknik denetimle havalanır, pilotlarının simülatör eğitimleri daha sınırlı kalır ve teknik arıza bildirimleri çoğu zaman gönüllü raporlama sistemine bırakılır. Türkiye'nin bu alandaki düzenleyici çerçevesi son yıllarda güçlendirilmiş olsa da Gürcistan'dan kalkan, Türk hava sahasına giren ve Türk karasularına düşen bir küçük uçak olayı, uluslararası denetim koordinasyonunun da masaya yatırılmasını gerektiriyor.
Hangi ülkenin denetimi ne zaman başlar, nerede biter? Batum'dan kalkan uçak için Gürcistan otoritelerinin son teknik onayı ne zaman ve nasıl verildi? Bu sorular, olayın nedenine ilişkin yürütülen araştırmanın kapsamını doğrudan belirleyecek nitelikte.
Karadeniz Güzergahı: Coğrafi Bir Risk Katmanı
Gürcistan-Türkiye arasındaki hava güzergahı, coğrafi açıdan kendine özgü operasyonel güçlükler barındırıyor. Karadeniz'in kuzeyden gelen sistem hareketlerine açık olması, hava tahminlerinin kıyı şeridinde görece güvenilir çalışırken deniz üzerinde hızla değişkenleşmesine yol açabiliyor. Küçük uçaklar bu değişkenliklere büyük uçaklara oranla çok daha savunmasız; tavan yükseklikleri, motor kapasiteleri ve yapısal dayanıklılıkları ticari kabin uçaklarıyla karşılaştırılamaz.
Batum-Rize güzergahının bir diğer operasyonel sorunu, alternatif iniş noktalarının sınırlılığıdır. Kıyı şeridindeki havalimanları belirli uzaklıklarda konuşlanmış durumda; bir arıza anında acil iniş için kara alternatifleri her zaman erişilebilir olmayabiliyor. Bu coğrafi gerçeklik, söz konusu güzergahtaki küçük uçak operasyonlarının standart prosedürlerinin ne ölçüde bu özgün riski hesaba kattığını sormayı zorunlu kılıyor.
Karadeniz hava koridoru, Türkiye ile Gürcistan, Ukrayna ve Rusya arasındaki hava trafiğinin taşındığı önemli bir geçiş bölgesi. Bu koridordaki küçük uçak trafiğinin son yıllarda nasıl bir seyir izlediği, acil iniş ve kaza istatistiklerinin bölgesel dağılımı gibi veriler kamuoyuyla düzenli biçimde paylaşılmıyor. Kurumsal hafıza yitirilirse her olay bir ilkmiş gibi ele alınır; yapısal önlemler yerine anlık müdahaleler ön plana geçer.
Soruşturma Süreci ve Şeffaflık Testi
Yetkililer olayın nedeninin araştırıldığını açıkladı. Bu standart bir prosedür ve doğru olan da bu. Ancak Türkiye'de havacılık kazası soruşturmalarında şeffaflığın ne ölçüde sağlandığı, bulguların ne zaman ve nasıl kamuoyuyla paylaşıldığı meselesi, olaydan bağımsız olarak tartışılmaya değer.
Havacılık kazalarında soruşturma şeffaflığı iki işlev üstlenir. Birincisi, benzer risklerin önlenmesi için sistematik bir öğrenme mekanizması kurar. İkincisi, hesap verebilirliği somut bir zemine oturtur; yani hatayı örtbas etmek değil, hatadan öğrenmek ilkesini kurumsal pratiğe çevirir. Türkiye'nin sivil havacılık kazası soruşturma birimi olan UHKKB'nin Rize olayını inceleyip incelemeyeceği ve sonuçları ne biçimde raporlayacağı, bu kriterleri karşılama açısından somut bir test sunacak.
Aynı zamanda Gürcistan otoriteleriyle ortak bir soruşturma mekanizmasının işletilip işletilmeyeceği de önemli. Uçağın kalkış ülkesi Gürcistan; uluslararası sivil havacılık konvansiyonları çerçevesinde kaza soruşturmalarına taraf olması gereken ülkeler arasında yer alıyor. İkili koordinasyonun nasıl kurulduğu ve bulgularının nasıl paylaşılacağı, salt hukuki bir mesele olmaktan öte, pratik bir kamu güvenliği sorusudur.
Kurtarma Başarısının Gölgesinde Kalan Yapısal Sorular
İki kişinin sağ kurtarılması iyi bir haber; bunu teslim etmek gerekiyor. Kurtarma ekiplerinin hızlı müdahalesi ve AAKKM koordinasyonunun işe yaraması, anlık kriz yönetiminde ciddi bir kapasitenin varlığına işaret ediyor. Ancak tam da bu başarı, yapısal sorulara yanıt aramayı erteleme riskini taşıyor.
Gündemi bir kez daha denize düşme noktasına geri döndürmek ve oradan sistematik sorular üretmek gerekiyor. Küçük uçakların özellikle riskli güzergahlarda daha sıkı denetlenmesi için ne tür mekanizmalar işler durumda? Karadeniz hava koridorunda yaşanan benzer olayların bölgesel istatistikleri takip ediliyor mu? Uluslararası kalkışlı özel uçaklarda Türk hava sahası girişi öncesinde teknik onay prosedürleri nasıl işliyor?
Bu sorular, başarılı bir kurtarma operasyonunun sağladığı rahatlama ortamında sorulmasa da sorulması gereken sorular. Çünkü bir sonraki olay, aynı elverişli koşulları sunmayabilir.
Sıkça sorulanlar
Uçak neden denize acil iniş yapmak zorunda kaldı?
Makale metinde olayın tam nedenine ilişkin bilgi yer almamaktadır. Yetkililer nedenin araştırıldığını açıklamış ancak kamuoyuyla ayrıntılı bilgi henüz paylaşılmamıştır.
AAKKM koordinasyonun başarısı sistem güvenliğini garantiliyor mu?
Hayır. Rize olayında operasyon başarılı olmuş olsa da bu, sistemin değişken hava koşulları, eş zamanlı birden fazla olay veya daha uzak düşüş noktalarında aynı başarıyı tekrarlayabileceğini kanıtlamaz. Gerçek test, zorlu koşullar altında ortaya çıkar.
Küçük uçaklar ticari uçaklardan daha az denetim altında mı?
Evet. Genel ve özel havacılıkta yer alan küçük uçaklar ticari uçaklara kıyasla daha az teknik denetimle havalanır, pilotların simülatör eğitimleri daha sınırlı kalır ve arıza raporlaması çoğu zaman gönüllü sisteme bırakılır.
Gürcistan-Türkiye hava güzergahı neden riskli?
Karadeniz'in değişken hava sistemlerine açık olması deniz üzerinde tahminleri hızla değiştirebilir. Ayrıca kıyı şeridindeki havalimanları belirli uzaklıklarda konuşlanmış olup, acil durumda kara alternatifleri her zaman erişilebilir değildir.
Soruşturma sürecinde Gürcistan otoritelerinin rolü ne olacak?
Uçağın kalkış ülkesi Gürcistan olduğundan uluslararası sivil havacılık konvansiyonları çerçevesinde Gürcistan otoriteleri soruşturmaya taraf olması gerekmektedir. İkili koordinasyon ve bulguların paylaşımı, kamu güvenliği açısından önemli bir mesele oluşturmaktadır.
Hukuk doktoru ve avukat. Tüm hukuk dallarında yazan, sert ve kesin üslubuyla tanınan köşe yazarı.
Tüm yazılarıBu makaleyi nasıl buldun?


