İçeriğe geç
Gündem

Veteriner Başkanın İlçesinde Hayvan Cesetleri: Bolvadin'de Hizmet Krizi

Bolvadin'de açık alanda bulunan hayvan cesetleri, veteriner hekim kimliğiyle öne çıkan Belediye Başkanı Aynacı'nın yönetim kapasitesini sorgulatıyor.

İçindekiler
Toprak ve otlar arasında beyaz hayvan kemikleri yatmaktadır.

Afyonkarahisar'ın Bolvadin ilçesinde açık alanda bulunan büyükbaş ve evcil hayvan cesetleri, gündemin kısa süreliğine de olsa dikkatini buraya çekti. Görüntüler kamuoyuna yansıdığında ilk tepki doğal olarak iğrenti ve şaşkınlık oldu. Ama asıl dikkat edilmesi gereken nokta bu değil. Asıl soru şu: Bu ilçenin belediye başkanı bir veteriner hekim. Yani sahada tam olarak bu tür sorunların neden, nasıl ve ne kadar hızlı büyüdüğünü herkesten iyi bilmesi gereken biri. O zaman Bolvadin'de ne oluyor?

Sahadan Gelen Görüntüler

Açık alanda bırakılmış, üzeri kapatılmamış, herhangi bir imha ya da gömme işlemi uygulanmamış hayvan cesetleri. Büyükbaş hayvanlar ve evcil hayvanlar bir arada. Görüntüler sosyal medyada yayılmaya başlayınca konu gündemin kıyısına taşındı; ancak çoğu tartışmada olduğu gibi asıl sorunun üzerine yeterince oturulmadı.

Bolvadin, Afyonkarahisar'a bağlı, nüfusu on binlerle ifade edilen, hayvancılık faaliyetlerinin görece yoğun olduğu bir ilçe. Bu tür bir coğrafyada hayvan ölümlerinin yönetilmesi, hem belediye hem de ilgili devlet kurumlarının sorumluluk alanına giriyor. Hayvan leşlerinin açıkta bırakılması yalnızca estetik bir sorun değil; halk sağlığı açısından ciddi bir risk. Hastalık taşıyan vektörlerin yayılması, yer altı sularının kirlenmesi ve çevre sağlığının bozulması bu risklerin başında geliyor.

Kamuoyundaki algı ile meselenin teknik boyutu burada ayrışıyor. Görüntüler "tatsız" bulunup geçiştirilebilir; ancak hijyen ihlali olarak ele alındığında tablo çok daha ağır bir sorumluluğa işaret ediyor.

Liderlik Paradoksu

Belediye Başkanı Aynacı'nın veteriner hekim kimliği taşıdığı biliniyor. Bu durum, yaşanan olayı salt idari bir başarısızlık olmanın ötesine taşıyor. Çünkü hayvan hastalıklarının yönetimi, leş bertaraf prosedürleri ve çevre sağlığı riskleri, bir veteriner hekimin meslek eğitiminin temel konuları arasında yer alıyor.

Burada iki ihtimalden söz etmek gerekiyor. Ya bu süreçlerin belediye içinde nasıl işlemesi gerektiği bilinmiyor; ki bu ihtimal mesleki bir paradoks yaratıyor. Ya da biliniyor ama denetim mekanizmaları işletilemiyor; ki bu da yapısal bir yönetim sorununa işaret ediyor. Her iki durumda da ortada ciddi bir hesap verebilirlik meselesi var.

Siyasette uzmanlık kimliğinin oy toplamak için nasıl kullanıldığını biliyoruz. "Ben bu işi bilirim" mesajı seçmene güçlü bir güven sinyali gönderir. Ama aynı uzmanlık, sahada tersi bir tablo ortaya çıktığında sorumluluğu da ikiye katlar. Bolvadin örneği tam da bu yüzden dikkat çekici.

Denetim Boşluğu Nerede?

Türkiye'de belediyelerin hayvan sağlığı ve çevre hijyeni alanındaki görev sınırları 5393 sayılı Belediye Kanunu çerçevesinde belirlenmiş durumda. Hayvan leşlerinin toplanması, bertaraf edilmesi ve bu sürecin kayıt altına alınması belediyelerin yükümlülüğü kapsamında değerlendiriliyor. Büyükbaş hayvanlar söz konusu olduğunda Tarım ve Orman Bakanlığı'nın ilgili birimleriyle koordinasyon da devreye giriyor.

Tabloya bütün olarak baktığımızda şunu görüyoruz: Türkiye'de yerel yönetimler yasal çerçevede birçok görevi üstlenmiş durumda, ancak bu görevlerin fiili olarak nasıl yerine getirildiğini izleyen etkin bir mekanizma çoğu zaman işlemiyor. Denetim iç prosedürlere terk ediliyor; dış denetim ise ya geç devreye giriyor ya da kamuoyu baskısı olmadan hiç gündeme gelmiyor.

Bolvadin vakasında da tam bu boşluk göze çarpıyor. Görüntüler sosyal medyaya düşmeseydi, bu durum ne kadar süre devam ederdi? Bunu bilemiyoruz. Ama bu soruyu sormak bile başlı başına bir bulgudur.

Türkiye'de Yerel Hizmet Kalitesi: Genel Tablo

Bu meseleyi yalnızca Bolvadin'e özgü bir sorun olarak okumak eksik olur. Türkiye'de yerel yönetimler, büyükşehir belediyeleri ile küçük ilçe belediyeleri arasında hizmet kalitesi bakımından ciddi bir uçurum barındırıyor. Büyükşehirlerde bile zaman zaman aynı türde ihlallerin yaşandığı görülüyor; küçük ölçekli belediyelerde ise kurumsal kapasite ve insan kaynağı yetersizlikleri bu tür sorunları kronik hale getirebiliyor.

Hayvan ölülerinin açıkta bırakılması meselesi de bu çerçevede değerlendirilmeli. Türkiye'nin farklı illerinden zaman zaman benzer görüntülerin gündeme geldiği biliniyor. Kimi zaman bir köy yolunda, kimi zaman tarım arazisi kenarında, kimi zaman ilçe merkezine yakın bir noktada. Her seferinde sorumluluk tartışması başlıyor, birkaç gün konuşuluyor ve ardından kapanıyor. Yapısal bir çözüm üretilmeden.

Aslında buradaki asıl sorun kapasite değil, öncelik meselesi. Yani birçok belediyenin bu tür sorunları çözmek için yeterli teknik ve hukuki araçlara sahip olduğu; ama bu araçların harekete geçirilmesi için yeterli motivasyonun, yani hesap sorulabilirliğin, kurulmamış olduğu görülüyor.

Halk Sağlığı Riskini Küçümsememek Gerekiyor

Bu meseleyi salt idari bir aksaklık olarak görmek yanıltıcı olur. Açıkta bırakılmış hayvan cesetleri, başta şarbon olmak üzere çeşitli zoonoz hastalıkların yayılması için uygun bir zemin oluşturuyor. Şarbon, Türkiye'de zaman zaman yerel salgınlara neden olan ve erken müdahale gerektiren bir hastalık. Hayvancılıkla geçimini sağlayan bir ilçede bu riskin küçümsenmesi, yalnızca çevre değil, doğrudan halk sağlığı açısından da kabul edilemez bir ihmal anlamına geliyor.

Veteriner hekimlik eğitiminin tam da bu noktada önem kazandığını belirtmek gerekiyor. Bir belediye başkanının bu konudaki teknik bilgiye sahip olması, teorik düzeyde büyük bir avantaj. Ama bu bilginin pratiğe dönüşmemesi, söz konusu avantajı tam tersi bir eleştiri zeminine çeviriyor.

Hesap Verebilirlik Sorusu

Gündemin sıcak başlığına biraz daha yakından bakalım: Bu görüntüler kamuoyuna yansımasaydı ne olurdu? Büyük ihtimalle hiçbir şey. Yani mevcut sistemde hesap verebilirlik, kurumsal denetimden değil, sosyal medyanın baskısından besleniyor.

Bu durum hem Bolvadin hem de Türkiye'deki birçok benzer ilçe için ciddi bir sorun. Vatandaşın şikayet kanallarına erişimi teorik olarak mevcut; ama pratikte bu kanalların işlevsel olup olmadığı tartışmalı. CİMER başvuruları, muhtarlıklar aracılığıyla iletilen talepler ya da belediyenin kendi halk hattı; bunların ne kadarı somut bir sonuca dönüşüyor? Bu sorunun yanıtı çoğu zaman karanlıkta kalıyor.

Bolvadin halkı için meselenin gündelik yaşamdaki karşılığı ise çok daha somut. Çevresinde hayvan cesedi bulunan bir mahallede yaşamak, bu görüntülere alışmak ya da kayıtsız kalmak zorunda hissetmek, zamanla o topluluk için normalleşen bir ihmal ortamı yaratıyor. Ve bu normalleşme, belki de hesap verebilirlik eksikliğinin en görünmez ama en kalıcı hasarı.

Bolvadin Neyi Hak Ediyor?

Rakamlar bize ne söylüyor sorusunu bu vakada farklı bir biçimde sormak gerekiyor: Bolvadin halkı, seçtiği belediye başkanından ne bekliyor? Mesleki kimliği öne çıkan, veteriner hekim unvanıyla sahaya çıkan bir isimden temel hijyen standartlarının korunmasını beklemek makul bir talep. Fazla değil; yalnızca temel olan.

Yerel yönetim anlayışının özünde bu var zaten. Büyük projeler, şehir dönüşümleri, siyasi söylemler; bunların hepsi bir yana. Günün sonunda insanlar temiz ve sağlıklı bir ortamda yaşamak istiyor. Açıkta çürüyen bir hayvan cesedi, bu beklentinin ne denli karşılanmadığının en somut göstergesi.

Bolvadin bu fotoğrafa layık değil. Ve bu fotoğrafın bir daha çekilmemesi için gereken şey ne teknoloji ne bütçe; yalnızca çalışan bir denetim mekanizması ve hesap sormayı mümkün kılan bir yerel yönetim kültürü.

Kaynaklar

Sıkça sorulanlar

Bolvadin'de açıkta hayvan cesetleri bırakılması neden önemsiz değildir?

Bu durum salt estetik sorun değildir; şarbon gibi zoonoz hastalıkların yayılması, yer altı sularının kirlenmesi ve halk sağlığının doğrudan tehlikeye atılması anlamına gelir. Hayvancılık yapan bir ilçede bu risk küçümsenmesi kabul edilemez bir ihmaldir.

Belediye başkanının veteriner hekim olması bu olayı neden daha ciddi hale getiriyor?

Veteriner hekimlik eğitiminin temel konuları arasında leş bertaraf prosedürleri ve çevre sağlığı yer alır. Mesleki bilgiye sahip olan birinden bu tür sorunların ortaya çıkmasını önlemesi beklenmek doğaldır; bu becerinin pratikte gösterilmemesi sorumluluğu ikiye katlar.

Türkiye'de yerel yönetimler hayvan leşlerinin bertarafından yasal olarak sorumlu mudur?

Evet, 5393 sayılı Belediye Kanunu belediyeleri bu görevle yükümlü kılmıştır. Büyükbaş hayvanlar söz konusu olduğunda Tarım ve Orman Bakanlığı'nın ilgili birimleriyle koordinasyon da gerekli.

Bu tür sorunlara karşı denetim mekanizması neden işlemiyor?

Denetim çoğunlukla iç prosedürlere bırakıldığı için, dış denetim ya geç devreye giriyor ya da kamuoyu baskısı olmadan hiç gündeme gelmez. Sistem, hesap verebilirliği kurumsal kontrolden ziyade sosyal medya tepkisine bağımlı hale getirmiştir.

Sorunu çözmek için ne gerekli?

Teknoloji ya da ek bütçe değil, çalışan bir denetim mekanizması ve hesap sormayı mümkün kılan bir yerel yönetim kültürü gereklidir. Vatandaşın şikayet kanallarının işlevsel olması ve sonuçlanması da önemlidir.

Etiketler

Barış Dursun

Yazar

Barış Dursun

Türkiye'nin siyasetini, ekonomisini, toplumsal dinamiklerini ve gündemini yakından takip eden deneyimli bir analiz yazarı. İç gelişmeleri veri odaklı bir yaklaşımla değerlendirir, kamuoyunun nabzını tutar ve eleştirel bakış açısıyla derinlemesine analizler sunar. Karmaşık gündemleri sade, anlaşılır ve tarafsız bir dille okuyucuya aktarır.

Tüm yazıları

Bu makaleyi nasıl buldun?

Paylaş

KROP Bültenler

KROP Gündem ile haftana başla.

Haftanın gündemi: haberler, analizler, KROP editörlerinin notu. Her Cumartesi sabahı. Tek tıkla bırakırsın, KVKK uyumludur.

Haftalık · 09:00 · 2 abone · Tek tıkla bırakırsın

Bolvadin'de Hayvan Cesetleri Sorunu Çözülmedi | KROP.