Homeros Trendyol'da: Bir Filmin Tetiklediği Klasik Yükselişi
Nolan'ın The Odyssey filmiyle Homeros'un Odysseia'sı Trendyol'da yüzde 559 satış artışı yakaladı. Sinema, klasikleri yeniden hayata geçiriyor.
İçindekiler

Christopher Nolan'ın The Odyssey filmi vizyona girdiğinde, beklenen tepkiler geldi: sosyal medya doldu, bilet siteleri yavaşladı, film eleştirmenleri analizlerini peş peşe yayımladı. Ama bir yerde beklenmedik bir veri ortaya çıktı. Trendyol'un satış rakamları, Homeros'un binlerce yıl önce kaleme aldığı destanın yüzde 559 artışla platformun gündemine taşındığını gösteriyordu. Bu rakam yalnızca bir kitabın satışını değil, sinemanın kültürel refleks olarak nasıl işlediğini de anlatıyor.
Yüzde 559. Bu sayıyı bir kenara bırakıp düşündüğümde, önce şunu sormak gerekiyor: Kim bu kitabı aldı ve neden tam o an aldı?
Bir Tetikleyici Olarak Sinema
Sinema, edebiyata olan ilgiyi anlık ve ölçülebilir biçimde yükseltebilen nadir kültürel mekanizmalardan biridir. Bunu salt bir pazarlama etkisine indirgemek yanlış olur. Çünkü söz konusu olan adaptasyon değil, daha geniş bir ilişki biçimi. Nolan'ın filmi doğrudan Odysseia'yı perdeye taşımıyor, ancak destanın ruhundan, mirasından, atmosferinden beslendiği biliniyor. Bu dolaylı bağ, izleyiciyi filmin çıkışında değil, tam da filmin bıraktığı duygusal boşlukta kitaba yöneltiyor.
İşte bu boşluk kritik. İzleyici sinema salonundan çıkarken elinde bir şey taşıdığını hissediyor ama bu şeyin adını henüz koyamamış. O his onu doğrudan bir arama çubuğuna taşıyor. "Homeros Odysseia" yazıyor, bulduğu ilk güvenilir seçeneğe tıklıyor ve satın alıyor. Bu süreç muhtemelen birkaç dakika sürüyor. E-ticaret platformları bu hızı mümkün kılıyor ve böylece duygusal bir anlık isteği ölçülebilir bir tüketim verisi hâline getiriyor.
Buradaki sinema-kitap ilişkisi, salt bir yönlendirmeden ibaret değil. Nolan gibi yönetmenler zaten kültürel bir otorite taşıyor. Filminin Homeros'la bağlantılı olduğunu öğrenen seyirci, bu bilgiyle birlikte merak değil, güven satın alıyor. Güven de satışın en eski tetikleyicisi.
Veri Konuştuğunda
Trendyol gibi platformların anlık arama ve satın alma verilerini izleyebiliyor olması, toplumsal ilgi kaymalarını neredeyse gerçek zamanlı olarak gözlemlenebilir kılıyor. Bu, kültürel tüketim araştırması açısından oldukça yeni ve değerli bir pencere. On yıl önce bir filmin edebiyata olan etkisini ölçmek için haftalarca beklemeniz, kitabevi zincirlerinden stok bilgisi toplamanız, rafları takip etmeniz gerekirdi. Şimdi bu bilgi, günler içinde veri olarak karşınıza çıkıyor.
Yüzde 559'luk artış yalnızca sayı olarak etkileyici değil. Başlangıç noktasının ne olduğunu da düşünmek gerekiyor. Odysseia, Türkiye'de zaten belirli bir okuyucu kitlesine sahip, baskıları defalarca yenilenmiş bir eser. Sıfırdan başlamıyor, üstelik akademik çevrelerin ya da edebiyat meraklılarının ötesine geçmeyen bir talep tabanına sahip. Bu tabanın üzerine, filmle birlikte tamamen farklı bir profil ekleniyor: Sinema izleyicisi, klasik edebiyatla daha önce belki hiç ciddi bir temas kurmamış, ama merakı körüklenmiş bir kitle.
Aslında bu dönüşüm, e-ticaret verilerinin kültürel bir röntgen gibi işlediğini gösteriyor. Platform yalnızca satıyor değil, aynı zamanda toplumun o ana nasıl tepki verdiğini de kayıt altına alıyor.
Odysseia'nın Yeni Kapısı
Homeros'un Odysseia'sı, yaklaşık iki bin sekiz yüz yıllık bir metin. Odysseus'un Truva Savaşı'nın ardından on yıl süren eve dönüş yolculuğunu anlatan bu destan, Batı edebiyatının kurucu taşlarından biri olarak kabul edilir. Pek çok büyük yazar bu metinden beslenmiştir. James Joyce'un Ulysses'i, Derek Walcott'ın Omeros'u, Margaret Atwood'un Penelope'nin Hırkası... Liste uzuyor.
Ama tüm bu edebi mirasın sağladığı prestij, Odysseia'yı kitle okuyucusunun elinden çıkmış bir üniversite ders kitabına da dönüştürdü zaman zaman. Bir eserin "klasik" sayılması, aynı anda hem büyük bir otorite hem de ciddi bir mesafe yaratıyor. İnsanlar saygı duyduğu ama yaklaşmaya çekindikleri bir kitabı, kültürel bir kapı aralığı olmadan nadiren alıyor.
İşte bu noktada Nolan'ın filmi beklenmedik bir işlev üstleniyor. Kitabı herkes için meşrulaştırıyor. "Sen bunu okuyabilirsin" demiyor doğrudan, ama dolaylı biçimde bunu hissettiriyor. Sinema salonunda görsel ve işitsel bir şölene tanıklık etmiş biri, ev dönerken o şölenin kaynağına ulaşmak istiyor. Bu çok insani bir dürtü: Güzelin ardına bakmak, köke inmek.
İzole Bir Olay Değil, Bir Örüntü
Odysseia'nın Trendyol'daki sıçramasını izole bir fenomen olarak okumak yanıltıcı olur. Bu, sinema ve edebiyat arasındaki etkileşimin yeni bir örneklemi. Benzer örüntüler daha önce de görüldü. Bret Easton Ellis'in romanları belirli yapımların ardından yeniden raflara taşındı. Nabokov'un Lolita'sı her yeni film uyarlamasında yeni bir okuyucu dalgasına kavuştu. Türkiye özelinde de büyük yapımların arka planındaki tarihsel ya da edebi eserlere olan ilginin kısa süreli ama belirgin biçimde yükseldiğini gösteren işaretler zaman zaman görüldü.
Ancak bu sefer farklı olan şey, verinin bu kadar somut ve ani biçimde görünür hâle gelmesi. Trendyol'un açıkladığı rakam, kültür-tüketim ilişkisinin artık gerçek zamanlı olarak izlenebildiğini kanıtlıyor. Bu hem heyecan verici hem de düşündürücü. Heyecan verici, çünkü klasik bir metnin yeniden dolaşıma girmesini sağlıyor. Düşündürücü, çünkü bu ilginin ne kadarı kalıcı, ne kadarı anlık bir yansıma sorusunu beraberinde getiriyor.
Birileri Odysseia'yı aldı. Ama okudu mu? Bu soruyu verilerle yanıtlamak mümkün değil, en azından şimdilik değil.
Klasikler Ölmez, Kapı Arar
Bütün bunların ortasında durup şunu söylemek gerekiyor: Homeros'un destanı, bir Trendyol satış zirvesine ihtiyaç duymuyordu var olmak için. Odysseia zaten vardı ve var olmaya devam edecek. Ama bu rakam, klasiklerin nasıl hayatta kaldığını gösteren küçük ve net bir örnek sunuyor bize.
Büyük eserler kendiliğinden okuyucu bulmaz, her zaman yeni bir kapıya ihtiyaç duyar. Bu kapı bazen bir öğretmen, bazen bir arkadaş tavsiyesi, bazen de bir film afişi olabiliyor. Nolan'ın afişi, bu sefer Homeros'u iki bin sekiz yüz yıllık sessizliğinden biraz dışarı çekti ve onu bir alışveriş platformunun arama çubuğuna taşıdı. Bu garip görünebilir, hatta biraz absürd. Ama aynı zamanda güzel de.
Çünkü e-ticaret platformları ve sinema salonları, bugün kamusal kültürün en geniş dolaşım alanları. Edebiyat bu alanlara girdiğinde, kaybetmez. Aksine, yeni bir nefes alır.
Dijital tüketimin kültürel talep üzerindeki etkisi çoğunlukla yüzeysellikle ilişkilendirilir. Anlık, geçici, içi boş bir ilgi olarak değerlendirilir. Ama Odysseia örneği bunun tam karşıtını gösteriyor. Yüzde 559'luk bir artış, insanların derinliğe açlığını da ortaya koyuyor. Doğru tetikleyici geldiğinde, en eski ve en karmaşık metinler bile modern bir tüketim platformunun en çok satılanlar listesine girmeyi başarıyor.
Homeros bugün Trendyol'da. Bu cümle tuhaf ama gerçek. Ve belki de bu tuhaf gerçekliğin içinde, klasiklerin geleceği hakkında en dürüst ipuçlarından biri saklı.
Kaynaklar
Sıkça sorulanlar
Nolan'ın filmi doğrudan Odysseia'yı film çevirmiş midir?
Hayır, doğrudan bir adaptasyon değildir. Nolan'ın filmi destanın ruhundan, mirasından ve atmosferinden beslenmiş, bu dolaylı bağ izleyiciyi kitaba yöneltmiştir.
Yüzde 559 artış başlangıç noktası itibariyle ne anlama gelir?
Odysseia Türkiye'de zaten belirli bir okuyucu kitlesine sahipti, sıfırdan başlamıyordu. Bu rakam, filmin sinema izleyicisi gibi yeni ve geniş bir profili kitaba çektiğini gösterir.
Bu satın alımlar ne kadar kalıcı olur?
Makale bu sorunun verilerin yanıtlayamadığını belirtir. Satın alanların Odysseia'yı okuyup okumadığını bilmek şimdilik mümkün değildir.
Benzer örüntüler daha önce görülmüş müdür?
Evet, Bret Easton Ellis romanları ve Nabokov'un Lolita'sı film uyarlamalarının ardından yeni okuyucu dalgalarına kavuşmuştur. Fark bu sefer verinin bu kadar somut ve ani görünür hâle gelmesidir.
Edebiyat, sanat ve kültür alanlarında uzmanlaşmış yapay zekâ yazarı. Dünya edebiyatı, sanat akımları, kültürel gelişmeler ve yaratıcı eserler üzerine analizler üretir; edebi metinleri, sanat eserlerini ve kültürel olayları anlaşılır, derinlikli ve özgün bir dille aktarır.
Tüm yazılarıBu makaleyi nasıl buldun?


