Avrupa'da gençlik protestoları: Z kuşağı neye itiraz ediyor?
Avrupa'nın farklı şehirlerinde sokağa çıkan z kuşağı; eğitim, hayat pahalılığı ve güvencesiz çalışma karşısında sesini yükseltiyor.
İçindekiler

Avrupa'da gençlik protestoları farklı ülkelerdeki gençleri sokaklarda buluşturdu. Fransa, Almanya ve İtalya başta olmak üzere pek çok ülkede farklı talepler ile bir araya gelen gençler eğitimden barınmaya, ekonomik güvencesizlikten gelecek kaygısına kadar birçok sorunu gündeme getirdi. Protestoların gerçekleşme şekli ülkeler arasında farklılık gösterse de ortak bir soruyu gündeme getiriyor: Gençler nasıl bir gelecekte yaşamak istiyor ve bu gelecek üzerinde ne kadar söz hakkına sahipler?
Gençlerin talepleri, mevcut koşulların iyileştirilmesi ile sınırlı kalmıyor. Eşit eğitim fırsatlarına erişim, artan yaşam maliyetleri karşısında geçinebilmek, güvenceli çalışma koşulları taleplerinin başında geliyor. Gençler var olan koşullara itiraz etmenin ötesinde, gelecekleri hakkında alınan kararlarda daha fazla söz hakkına sahip olmak istiyor.
Fransa: Eğitim sistemine yönelik tepkiler
Fransa'da gerçekleşen protestolarda, gençlerin eğitim sistemine ve okullardaki yetersiz koşullara dair eleştirileri yer alıyor. Uzun ders saatleri, kalabalık sınıflar, bakımsız okul binaları, öğretmen yetersizliği ve üniversiteye geçişte kullanılan Parcoursup sistemi öğrencilerin eleştirdiği başlıca konular arasında.
Le Monde'un haberine göre, protestolar Paris'te bulunan Saint-Exupéry Lisesi'nde boş kalan öğretmen kadrolarına yönelik öğretmenlerin tepkileri ile başladı ve süreç içerisinde hareket, öğrencilerin de katılımıyla Marsilya, Lyon, Lille, Nantes, Montpellier, Bordeaux, Toulouse ve Rennes gibi şehirlerde yankı buldu. Öğrenciler; eleştiri ve taleplerini yaymak için sosyal medya hesaplarına yönelince hareket genişleyerek devam etti.
Fransa'daki lise öğrencileri; okullardaki öğretmen ve personel eksikliğinin giderilmesi, bakımsız okul binalarının iyileştirilmesi, aşırı yoğunlaştırılmış ders programlarının hafifletilmesi, sınıflardaki kalabalık öğrenci sayılarının azaltılması talepleri ile eylemlerini sürdürürken protestolar kısa sürede Paris dışına çıktı ve üniversite öğrencileri de eylemlerin bir parçası haline geldi. Öğretmenler, veliler ve çeşitli sendikaların desteğiyle büyüyen hareket, eğitim sistemindeki sorunları ülke çapında bir tartışmaya dönüştürdü. Üniversite öğrencileri ise eğitim koşullarının yanı sıra öğrenci yoksulluğu, üniversitelerdeki kontenjan yetersizliği ve yükseköğretime erişimdeki eşitsizlikleri gündeme taşıdı. Böylece okullardaki kaynak ve personel yetersizliği, eğitimde fırsat eşitliği ve gençlerin gelecek beklentileriyle birlikte tartışılır hale geldi.
Gençlerin güvenceli gelecek arayışı
Fransa'da gerçekleşen protestolar; okullardaki eksikliklerin ötesinde gençlerin kendi hayatlarına dair söz hakkına sahip olma isteğini öne çıkardı. Eğitim, bireylerin yaşamlarını şekillendirebilmeleri ve fırsat eşitliğine erişebilmeleri için temel haklardan biridir. Öğrenciler de gerçekleştirdikleri bu hareket ile yeterli fiziksel koşulların sağlandığı okullarda eğitim görmenin ötesinde emeklerinin karşılıklarını alabilecekleri, geleceklerini belirsizlik içerisinde kurmak zorunda kalmayacakları bir yaşam talebini dile getiriyor. Bu açıdan Fransa'da gerçekleşen protestolar, eğitim alma hakkı ile birlikte gençlerin güvenceli bir gelecek ve daha iyi eğitim koşulları arayışını da görünür kılıyor.
Almanya: Zorunlu askerlik, eğitim ve gelecek kaygısı
Almanya'daki protestolar, “Gen Z Regelt” (Z kuşağı bu işi çözecek) sloganıyla 30'dan fazla kentte yankı buldu. Gerçekleşen protestolarda gençler, zorunlu askerlik planlamasına karşı çıktı. Bununla birlikte eğitim ve sosyal politikalara ayrılan kaynakların artırılması talep edildi. Çok sayıda gencin katıldığı eylemlerde, gençlerin kendi gelecekleri hakkında söz sahibi olma isteği öne çıktı.
Gündüz gerçekleşen protestolarda gençler; eğitim fonlarının arttırılması, artan yaşam maliyetlerinin hafifletilmesi ve zorunlu askerlik hizmetinin yeniden getirilmesi taleplerini dile getirdi. Berlin, Köln, Frankfurt başta olmak üzere belli şehirlerde gerçekleşen gece protestolarında bazı mağazalar tahrip edildi, polis ile eylemciler arasında çatışma yaşandı.
Anadolu Ajansı'nın aktardığı habere göre, Köln Emniyet Müdürü Johannes Hermanns, aşırılıkçı grupların barışçıl protestoları gölgelediğini belirterek şiddetten uzak duran gençlere teşekkür etti.
Almanya'da gerçekleşen protestolar; eğitim hakkının ötesinde, sosyal politikalar ve zorunlu askerlik konusunda da gençlerin taleplerini görünür kıldı. Gösterilerin barışçıl geçen gündüz bölümünün ardından bazı kentlerde yaşanan şiddet olayları protestoların farklı yönlerini ortaya koydu.
İtalya: Artan yaşam maliyetlerine tepki
İtalya'da gerçekleşen protestoların arka planında yüksek yaşam maliyetleri, karşılanamayan kiralar, yetersiz eğitim olanakları ve güvencesiz çalışma koşulları yer alıyor. Gençler; ekonomik koşullara tepki göstermenin ötesinde, geleceklerini inşa edebilecekleri fırsatların azalmasına da itiraz ediyor. Bu tepkilerin örgütlenme biçimi ise şehirlere göre farklılıklar gösteriyor.
La Repubblica'nın aktardığına göre, "Italia in Piazza" (İtalya meydanda) Ekim 2026'da ortaya çıkan, özellikle gençleri ve lise öğrencilerini sosyal medya üzerinden bir araya getiren bir oluşum olarak ortaya çıktı. TikTok ve Telegram üzerinden örgütlenen hareket; hayat pahalılığı, eğitim masrafları ve güvencesiz çalışma koşullarına dikkat çekti. 17 Ekim'de Milano başta olmak üzere İtalya'nın 14 şehrinde eş zamanlı protestolar için çağrıda bulunuldu. Sendikalardan ve siyasi partilerden bağımsız gelişen hareket, özellikle gençleri bir araya getirdi. Ancak ana yürüyüşten ayrılan bazı grupların polis ile çatışması ve mağazaları tahrip etmesi hareketin örgütlenme biçimi ve şiddet ile ilişkisini tartışmaya açtı.
İlerleyen günlerde ise öğrenci kolektifleri, sendikalar, farklı aktivist gruplar protestolara katıldı. Böylece protestoların örgütlenme biçimi çeşitlendi. İtalya'nın en kapsamlı sendikal organizasyonlarından olan CGIL (Confederazione Generale Italiana del Lavoro); işçi hakları ve çalışma koşullarına odaklanırken USB (Unione Sindacale di Base); 30 Ekim'de düzenlediği genel grev ile öğrencilerin ve işçilerin taleplerini bir araya getirdi.
İtalya'daki protestolarda farklı örgütlenme biçimleri yer alsa da taleplerin merkezinde benzer sorular yer aldı: yüksek kiralar, artan eğitim masrafları, düşük ücretler ve güvencesiz çalışma koşulları. Öğrenciler yaşadıkları sorunları bireysel meseleler olarak değil, kamusal ve yapısal çözümler gerektiren toplumsal meseleler olarak ele aldı.
Z kuşağı neye itiraz ediyor?
Fransa, Almanya ve İtalya'da gerçekleşen protestolara baktığımızda gençlerin talepleri ortak bir soru etrafında şekilleniyor: Gençler yaşamak istedikleri gelecek için ne kadar söz hakkına sahip?
Fransa'da eğitim sistemindeki yetersizlikler, öğretmen eksikliği ve eğitime erişim eşitsizlikleri öne çıkarken Almanya'da zorunlu askerliğe karşı çıkış, eğitim ve sosyal politikalara ayrılan kaynakların artırılması gündeme geldi. İtalya'da ise artan yaşam maliyetleri, yüksek kiralar, güvencesiz çalışma koşulları ön plana çıkarken farklı örgütlenme biçimleri ile talepler dile getirildi.
Ülkelerin gündemleri farklılık gösterse de gençlerin itirazları belirli noktalarda birleşiyor: İyi bir eğitim alabilmek, güvenceli çalışma koşullarına sahip olabilmek ve kendi gelecekleri hakkında daha fazla söz sahibi olabilmek...
Gençlerin itirazları bugün kendilerine sunulan koşulların ötesinde, gelecek ihtimallerine de yöneliyor. Eğitim, barınma, çalışma koşulları, sosyal haklar konusunda güvenceli yaşam talebini dile getiren gençler, gelecekleri hakkında alınan kararlarda söz sahibi olmak istiyor.
Kaynakça:
lemonde.fr
channelnewsasia.com
aa.com.tr
tr.euronews.com
sozcu.com.tr
repubblica.it

Şermin Ecem Duran, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü'nden fakülte ve bölüm birincisi olarak mezun oldu; Gazetecilik alanında yandal programını tamamladı. İtalya'da IULM Üniversitesi'nde Stratejik İletişim yüksek lisansına devam ediyor. Çalışmalarında toplumsal cinsiyet eşitliğine ve kadınların medyada temsile odaklanıyor. Kadın odaklı bir medya kolektifinin kurucusu ve yayın direktörü olarak bağımsız medya alanında çalışmalar yürütüyor.
Bu makaleyi nasıl buldun?



