İçeriğe geç
Ekonomi

Tarlada Zarar, Markette Kâr: Mersin'de Üretici ile Tüketici Arasındaki Fiyat Uçurumu

Mersin Erdemli'de çiftçiler tarlada zarar ederken aynı ürün market rafında 3-4 kat pahalı. Bu fark neden kapanmıyor?

İçindekiler
Pazarda sebze ve meyve tezgahında alışveriş yapan kadın müşteri.

35 derece sıcakta tarlada ürettiği kabağı, salatalığı, biberi kilogram başına birkaç liraya satan bir çiftçiyi düşünün. Birkaç gün sonra aynı ürün, birkaç kilometre ötedeki market rafında üç, hatta dört katı fiyatla alıcı buluyor. Mersin Erdemli ilçesindeki çiftçilerin son dönemde dile getirdiği bu tablo, Türk tarımındaki yapısal bir kırığı bir kez daha görünür kıldı. Sorun yeni değil. Ama her seferinde aynı soruyu sormak zorunda kalıyoruz: Bu fark neden kapanmıyor?

Tarla ile Market Arasında Rakamlar Konuşuyor

Erdemli'deki üreticilerin aktardığı örnekler somut ve çarpıcı. Tarlada birkaç liraya satılan domates, salatalık ya da biber, perakende kanalına geçtiğinde aynı kategoride çok daha yüksek bir fiyat etiketiyle tüketicinin karşısına çıkıyor. Üreticilerin bizzat vurguladığı bu 3-4 katlık fark, salt bir memnuniyetsizlik değil; aynı zamanda sektörün işleyişine dair ciddi bir uyarı işareti.

Rakamların bize söylediği ilk şey şu: Tarla çıkış fiyatı ile market satış fiyatı arasındaki bu mesafe, yalnızca aracı kârını yansıtmıyor. Araya giren her halkanın, yani komisyoncu, toptancı, nakliyeci ve perakendecinin, zincire kendi maliyetini ve kâr marjını eklediği karmaşık bir yapıyla karşı karşıyayız.

Tedarik Zincirinin Her Halkası Ayrı Bir Maliyet Katmanı

Bir ürünün tarladan markete ulaşması, göründüğünden çok daha uzun ve çok daha maliyetli bir yol. Hasat sonrası depolama, soğuk zincir, taşıma, hal komisyonu, paketleme ve son olarak perakende marjı... Bunların her biri, nihai fiyata eklenen bir kalemdir.

Bu tabloyu doğru okumak için birkaç göstergeye daha bakmak gerekiyor. Depolama ve soğuk zincir maliyetleri, özellikle enerji fiyatlarındaki artışın ardından ciddi ölçüde yükseldi. Nakliye giderleri, akaryakıt maliyetiyle doğrudan bağlantılı. Hal komisyonları, üretici ile toptancı arasındaki pazarlık gücünün eşitsiz olduğu bir ortamda küçük çiftçiyi köşeye sıkıştırıyor. Tüm bu kalemleri topladığınızda, market rafındaki fiyatın neden tarla çıkışından bu denli uzaklaştığını anlamak kolaylaşıyor. Ama bu açıklama, mevcut yapının adil olduğu anlamına gelmiyor.

Burada önemli olan yalnızca farkın kendisi değil, bu farkın kimin sırtında yük oluşturduğu. Üretici, zincirin başında duran ve en az pazarlık gücüne sahip halka. Tüketici ise zincirin sonunda, alternatifsiz kalan taraf. İkisi arasındaki mesafeyi açan yapı ise büyük ölçüde görünmez kalıyor.

Üreticinin Maliyetleri Artıyor, Geliri Durağan Kalıyor

Mersin Erdemli gibi yoğun tarımsal üretimin yapıldığı bölgelerde çiftçiler, son yıllarda girdi maliyetlerinde ciddi bir baskıyla karşı karşıya kaldı. Gübre, ilaç, tohum, akaryakıt ve sulama enerjisi... Bunların her biri, üreticinin maliyet tablosunda belirleyici yer tutuyor.

"35 derece sıcakta ürettiğimiz ürünü tarlada birkaç liraya satıyoruz, market rafında üç-dört katına çıkıyor. Bu adaletsizlik."

Erdemli'li çiftçilerin bu sözleri, yalnızca bir fiyat şikayeti değil; aynı zamanda giderek daralan bir ekonomik hareket alanının ifadesi. Peki, bunun vatandaşın cebine etkisi ne? Çiftçi açısından bakıldığında, tarla çıkış fiyatı maliyeti karşılamadığında üretici bir sonraki sezonda ya üretimi azaltıyor ya da farklı bir ürüne geçiyor. Bu da uzun vadede arz dengesini bozuyor.

Üreticinin iş gücü maliyeti de tablonun ayrılmaz bir parçası. Tarımsal üretim yoğun emek gerektiriyor; hasat döneminde işçi bulmak ve bu işçileri ücretlendirmek, özellikle küçük ölçekli işletmeler için ciddi bir yük. Erdemli gibi ilçelerde mevsimlik iş gücüne olan bağımlılık, bu maliyetin sabit tutulmasını neredeyse imkânsız kılıyor.

Manşet rakamın arkasındaki detaya baktığımızda, tarla çıkış fiyatının çok zaman üretim maliyetinin altında kaldığı dönemler göze çarpıyor. Üretici, kaybı bir sonraki sezona erteleyerek devam ediyor. Ama bu ötelemelerin bir sınırı var.

Perakende Tarafında Fiyatlama Gücü ve Tüketicinin Çıkmazı

Zincirin diğer ucunda, yani tüketici tarafında ise farklı ama bir o kadar sıkışık bir tablo var. Reel gelirlerdeki erozyon, hanelerin gıda harcamalarındaki payı artırırken tercihleri kısıtlıyor. Zincir marketlerin büyük ölçekli yapıları, onlara hem tedarikçi hem de tüketici karşısında önemli bir fiyatlama gücü sağlıyor.

Büyük perakende zincirlerinin müzakere kapasitesi, tedarik zincirinde önemli bir denge unsuru. Ancak bu kapasite her zaman tüketiciye yansımıyor. Rafta görülen fiyatın ne kadarının gerçek maliyet artışından, ne kadarının marj optimizasyonundan kaynaklandığını dışarıdan net biçimde okumak güç.

Bu noktada kısır döngü kendiliğinden şekilleniyor: Üretici, düşük fiyatla satmak zorunda kaldığı için maliyetini karşılayamıyor; tüketici, reel geliri erimesine rağmen yüksek perakende fiyatıyla yüzleşiyor. İkisi de aynı anda kaybediyor. Aradaki mesafeden kazançlı çıkan, zincirin ortasındaki halkalar.

Yapısal Müdahale Olmadan Tablo Değişmez

Türk tarımındaki bu fiyat uçurumu, sezonluk bir dalgalanmanın ötesinde yapısal bir sorun. Sorunun kalıcı çözümü için tedarik zincirinin şeffaflaştırılması, üreticinin pazara doğrudan erişim kanallarının güçlendirilmesi ve fiyat oluşum mekanizmalarının düzenleyici bir perspektifle izlenmesi gerekiyor.

Türkiye'de tüm bu başlıklar tartışılıyor, çeşitli düzeylerde adımlar atıldığı da biliniyor. Ama Erdemli'deki çiftçilerin bugün hâlâ aynı şikayeti dile getiriyor olması, mevcut önlemlerin yeterince etki yaratmadığına işaret ediyor.

Hortikültür fiyatları ve tarım üretimi arasındaki bu makasın kapanması için yalnızca piyasa dinamiklerini beklemek yeterli değil. Çünkü piyasa, kendi başına bırakıldığında zaten güçlü olanın lehine çalışıyor. Küçük üretici, bu dengesiz alanda tutunmakta zorlanıyor.

Bir yanda artan girdi maliyetleri, öte yanda durağan kalan ya da gerileyen tarla satış fiyatları... Bu makas açıldıkça Mersin ekonomisi gibi tarıma dayalı bölgeler için sonuç kaçınılmaz hale geliyor: Üretici köyden kente göçe devam ediyor, tarım arazileri ya el değiştiriyor ya da boş kalıyor, bölgesel tarımsal kapasite yavaş yavaş eriyor.

Bu erozyon bir günde gerçekleşmiyor. Ama rakamlar birikmeden önce tabloyu okumak ve müdahale etmek, sonradan zararı telafi etmeye çalışmaktan her zaman daha az maliyetli. Erdemli'deki çiftçilerin sesi, bu nedenle yalnızca yerel bir tepki olarak değil; sektörün geneline yönelik bir erken uyarı sinyali olarak da değerlendirilmeli.

Kaynaklar

Sıkça sorulanlar

Tarlada satılan sebze ile marketteki aynı sebze arasında neden bu kadar büyük bir fiyat farkı oluşuyor?

Hasat sonrası depolama, soğul zincir, nakliye, hal komisyonu, paketleme ve perakende marjı gibi tedarik zincirinin her halkası nihai fiyata kendi maliyetini ve kâr marjını ekliyor. Enerji fiyatlarındaki artış ise bu maliyetleri daha da yükseltmiştir.

Çiftçilerin tarla çıkış fiyatı neden çoğu zaman üretim maliyetinin altında kalıyor?

Küçük çiftçilerin hal komisyoncuları ve toptancılar karşısında pazarlık gücü bulunmadığından ve piyasa mekanizmaları zaten güçlü olanın lehine çalışırken, üreticiyi köşeye sıkıştıran bir yapı oluşuyor. Ayrıca gübre, ilaç, tohum, akaryakıt gibi girdi maliyetlerindeki artış da tarla fiyatlarıyla dengelenemez hale geliyor.

Bu fiyat uçurumunun tüketiciye etkisi nedir?

Reel gelirleri erirken tüketiciler yüksek perakende fiyatlarıyla yüzleşmek zorunda kalıyor ve gıda harcamalarının bütçedeki payı artıyor. Aynı zamanda bu durum tüketicilerin tercihlerini de kısıtlıyor.

Sorunun kalıcı çözümü için ne gerekiyor?

Tedarik zincirinin şeffaflaştırılması, üreticilerin pazara doğrudan erişim kanallarının güçlendirilmesi ve fiyat oluşum mekanizmalarının düzenleyici bir perspektifle izlenmesi gerekiyor. Yalnızca piyasa dinamiklerini beklemek bu yapısal sorunun çözümü için yeterli değildir.

Erdemli gibi tarımsal bölgelerde uzun vadede ne gibi sonuçlar ortaya çıkıyor?

Artan girdi maliyetleri ve düşen tarla fiyatları üreticilerin köyden kente göçünü hızlandırırken, tarım arazileri boş kalmakta ya da el değiştirmektedir. Bu durum tarıma dayalı bölgelerin tarımsal kapasitesini yavaş yavaş eriyor.

Etiketler

Mert Aydın

Yazar

Mert Aydın

Ekonomi alanında uzman editör. Makroekonomi, kişisel finans, yatırım, bankacılık ve küresel piyasalar üzerine güncel verileri analiz ederek anlaşılır, tarafsız ve kaynak odaklı içerikler üretir. Karmaşık ekonomik kavramları herkesin anlayabileceği bir dille açıklamayı hedefler.

Tüm yazıları

Bu makaleyi nasıl buldun?

Paylaş

KROP Bültenler

KROP Gündem ile haftana başla.

Haftanın gündemi: haberler, analizler, KROP editörlerinin notu. Her Cumartesi sabahı. Tek tıkla bırakırsın, KVKK uyumludur.

Haftalık · 09:00 · 2 abone · Tek tıkla bırakırsın