İçeriğe geç
Ekonomi

Savunma Bütçesindeki Üç Katlık Artış Ekonomiye Ne Söylüyor?

MSB bütçesi yüzde 86 artarak 1 trilyon 532 milyar liraya ulaştı. Dolar bazındaki üç katlık artış, bütçe disiplini ve şeffaflık sorunlarını birlikte getiriyor.

İçindekiler
Dolar banknotları, finansal grafikler ve hesap makinesi içeren muhasebe masası.

Millî Savunma Bakanlığı bütçesinin önceki yıla göre yüzde 86 artarak 1 trilyon 532 milyar liraya ulaşması, yalnızca bir güvenlik tercihi olarak okunamaz. Orta Vadeli Program'ın bu kalemini diğer kamu harcamalarından ayıran asıl özellik, rakamın büyüklüğünden çok büyümenin hızı ve bu hızın ardındaki bileşenlerin görünmez kalmasıdır. Kamu maliyesinin yapısal dönüşümünü anlamak istiyorsak, savunma harcamalarına siyasi bir refleksle değil, bütçe analizi disipliniyle bakmak zorundayız.

Kur etkisi mi, gerçek genişleme mi?

Dolar bazında son beş yılda üç katına çıkan bir savunma bütçesiyle karşı karşıyayız. Bu noktada ilk soruyu sormak gerekiyor: Söz konusu artış, liranın değer kaybından kaynaklanan istatistiksel bir şişme mi, yoksa gerçek kaynak tahsisindeki bir genişlemenin yansıması mı?

Verinin bize söylediği şey nettir. Dolar bazındaki üç katlık artış, kur etkisinin ötesine geçmektedir. Türkiye'nin yaşadığı döviz değer kayıpları göz önüne alındığında, lira cinsinden açıklanan büyük bir artışın dolar bazında küçülmesi ya da en iyi ihtimalle yerinde sayması beklenir. Oysa tablonun tersi söz konusudur. Bu durum, savunma harcamalarının reel olarak genişlediğini, yani ekonominin savunmaya ayırdığı gerçek kaynakların arttığını göstermektedir. Bütçe disiplini tartışmalarında bu ayrımı doğru yapmadan ilerlemek, analizin temelini zayıflatır.

Peki bu genişleme neyle finanse ediliyor? Vergi gelirleri mi yoksa borçlanma mı sorusu, cevabı en çok merak edilmesi gereken sorudur. Bütçenin genel dengesine bakıldığında, savunmadaki bu ölçekli genişlemenin diğer harcama kalemlerini sıkıştırıp sıkıştırmadığı ya da finansman açığını büyütüp büyütmediği anlaşılabilir. Ne var ki bu soruyu yanıtlamayı güçleştiren bir etken var: Savunma harcamalarının önemli bir bölümü, doğrudan bütçe kalemleri üzerinden değil, farklı kanallar aracılığıyla akıyor.

Mal ve hizmet giderlerindeki sıçrama ve Eurofighter sorusu

MSB bütçesindeki artışın esas bileşeni mal ve hizmet alım giderleri olarak öne çıkıyor. Bu bileşen, yatırım harcamalarından farklı bir anlam taşır; çünkü yatırım, gelecekte verimlilik ve kapasite yaratabilirken, mal ve hizmet alımları büyük ölçüde cari tüketim niteliğindedir. Eurofighter müzakereleri bağlamında değerlendirildiğinde, bu kalemde belirgin bir sıçrama olması akla satın alma taahhütlerini getiriyor.

Savunma sanayii tartışmalarının odağındaki asıl gerilim tam da buradadır. Türkiye savunma alanında yerli ve millî üretim kapasitesini genişletme hedefini her fırsatta dile getirmektedir. Teoride ne kadar da güzel bir çerçeve: yurt içinde üretilen savunma malzemeleri, hem dışa bağımlılığı azaltır hem de istihdamı ve teknoloji transferini destekler. Pratikte ise ithalat ağırlıklı büyük alım programları bu söylemle çelişir. Eurofighter gibi bir platformun tedarik süreci, yerli savunma sanayiine ne ölçüde katkı sağladığı sorusunu doğrudan gündeme taşımaktadır. Mal ve hizmet giderlerinin bütçe içindeki payı ve bu harcamaların ne kadarının yurt içi üretimi besleyip ne kadarının ithalat faturasını şişirdiği, kamuoyuyla paylaşılması gereken kritik bir bilgidir.

Fonun gölgesindeki bütçe: Şeffaflık açığı

Savunma Sanayii Destekleme Fonu meselesi, analizin en çarpıcı halkasını oluşturuyor. Bu fon, 2024 yılında yüz milyarlarca liraya ulaşmış bir büyüklüğe sahip olduğu bilinmesine karşın, kamuoyuyla detaylı biçimde paylaşılmıyor. Bütçe şeffaflığı açısından bu durum ciddi bir boşluktur.

Demokratik toplumlarda kamu harcamaları üzerindeki denetim, yalnızca parlamento kanalıyla değil, kamuoyunun bilgiye erişimi ve bağımsız analiz kapasitesiyle de sağlanır. Savunmada gizlilik gerekçesi anlaşılabilirdir; bazı teknik ve operasyonel bilgilerin kamuoyuyla paylaşılmaması meşru bir güvenlik gereği olabilir. Ancak makroekonomik ölçekte bakıldığında, toplam savunma harcamalarının büyüklüğünün bilinmemesi, kamu maliyesinin doğru değerlendirilmesini engellemektedir. Fonun büyüklüğü, hangi kalemlerden beslendiği ve nasıl harcandığı, en azından genel çerçevesiyle, şeffaf olmalıdır.

Sorunun kökeninde yatan mesele şudur: Bir bütçe analisti ya da araştırmacı, savunmaya ayrılan gerçek kaynakları tam olarak göremiyorsa, bütçenin geneli hakkında da sağlıklı bir değerlendirme yapamamaktadır. Bu durum, resmî bütçe rakamlarının gerçeği ne ölçüde yansıttığı sorusunu kaçınılmaz kılıyor.

Yüzde 229 ve ölçüm farklılıkları

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın savunma harcamalarındaki artışı yüzde 229 olarak açıklaması, dikkat çekici bir ölçüm farkına işaret ediyor. Bu oran, ne MSB'nin bir yıllık bütçe projeksiyonlarında ne de üç yıllık perspektifinde görülüyor. Fark nasıl açıklanabilir?

En makul yorum, Yılmaz'ın bu hesabı yaparken Savunma Sanayii Destekleme Fonu'nun kaynaklarını da dahil ettiği yönündedir. Eğer bu yorumlama doğruysa, iki kritik sonuç çıkıyor ortaya. Birincisi, resmî MSB bütçesinin gerçek savunma harcamalarını tam olarak yansıtmadığı anlaşılıyor; fonun katkısı hesaba katılmadan yapılan değerlendirmeler eksik kalıyor. İkincisi, farklı kanallardan akan bu kaynakların konsolide bir şekilde sunulmaması, bütçe okumalarını güçleştiriyor ve zaman zaman birbiriyle örtüşmeyen açıklamalara zemin hazırlıyor.

Yüzde 86 ile yüzde 229 arasındaki mesafe, yalnızca bir iletişim farklılığı değil; aynı zamanda savunma finansmanının ne denli çok katmanlı ve karmaşık bir yapıya büründüğünün göstergesidir. Hangi rakamın gerçeği daha doğru temsil ettiğini anlamak için kaynakların bütünü görünür olmak zorundadır.

Sürdürülebilirlik: Güvenlik stratejisinin ekonomik maliyeti

Savunma harcamalarının sürdürülebilirliği meselesi, stratejik bir tercih olarak ele alındığında zaman zaman ekonomik boyutundan soyutlanabiliyor. Oysa bu ikisini birbirinden ayırmak mümkün değildir.

Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafya, savunma harcamalarını zorunlu kılan gerçek güvenlik dinamiklerine sahiptir. Komşuluk ilişkilerindeki gerilimler, bölgesel istikrarsızlık ve ittifak içi denge hesapları, savunma bütçesini siyasi bir tercihten öte, stratejik bir zorunluluğa dönüştürmektedir. Bu gerekçe, harcamaların neden artırıldığını açıklamak için yeterlidir. Ancak harcamaların nasıl artırıldığı ve ekonomik maliyetinin nasıl dağıtıldığı, ayrı bir sorudur.

Dolar bazında beş yılda üç katına çıkan bir savunma bütçesi, sağlık, eğitim ve altyapı gibi kamu hizmetleriyle rekabet eden bir kaynak talebini temsil eder. Bütçe kısıtları altında yapılan bu tercihler, harcama önceliklerinin yeniden şekillendiğini göstermektedir. Savunmadaki genişlemenin bir kısmı yurt içi savunma sanayiini besliyorsa, bu harcama hem güvenlik hem de ekonomik üretkenlik açısından anlam taşır. Ancak önemli bir bölümü ithalat faturasına dönüşüyorsa, cari açık üzerindeki baskı ve döviz talebi göz ardı edilemez.

Sürdürülebilirlik sorusu, aynı zamanda bir finansman sorusudur. Kamu borcunun seyri, vergi gelirlerinin yeterliliği ve bütçe açığının seviyeleri, savunma harcamalarındaki bu genişlemeyle birlikte değerlendirildiğinde, orta vadeli mali tablonun ne yönde şekillendiği daha net okunabilir.

Yapısal bir dönüşümün işaretleri

Kamu maliyesinin yapısı, on yıllar içinde kademeli ama kalıcı biçimde dönüşür. Savunma harcamalarındaki bu hızlı büyüme, tek bir yılın bütçe kararı olarak değil, yapısal bir öncelik kaymasının somut göstergesi olarak okunmalıdır. Verinin bize söylediği tam da budur: Türkiye, kaynaklarını savunma kapasitesi inşasına yönlendirirken bu tercihin ekonomik bedeli ve finansman kalitesi konusunda kamuoyunu yeterince bilgilendirmiyor.

Politika önerisi olarak öne çıkan üç husus var. Birincisi, Savunma Sanayii Destekleme Fonu'nun en azından makroekonomik büyüklükleri itibarıyla kamuoyuyla paylaşılması, bütçe şeffaflığının temel gereğidir. İkincisi, savunma harcamalarının ne kadarının yerli sanayii beslediği ve ne kadarının ithalata gittiği ayrıştırılarak açıklanmalıdır; bu ayrım, harcamanın ekonomik kalitesini değerlendirmek için zorunludur. Üçüncüsü, farklı kurumlar ve yetkililer tarafından açıklanan savunma harcama rakamlarının hangi metodolojiye dayandığı netleştirilmelidir; tutarsız rakamlar, kamuoyu tartışmasını kısırlaştırmaktadır.

Yapısal sorunlara yapı-içi çözümler üretmek için önce yapının kendisini doğru görmek gerekir. Savunma bütçesindeki bu genişlemeyi değerlendirmek de bundan farklı değildir.

Kaynaklar

Sıkça sorulanlar

Savunma bütçesinin dolar bazında üç katına çıkması sadece kur etkisinden mi kaynaklanıyor?

Hayır. Liranın değer kaybı göz önüne alındığında, dolar bazında böyle bir artış normalde küçülmesi ya da yerinde sayması gerekirdi. Tersi olması, savunmaya tahsis edilen gerçek kaynakların reel olarak genişlediğini göstermektedir.

Yüzde 86 ile yüzde 229 arasındaki fark neden ortaya çıkıyor?

Cumhurbaşkanı Yardımcısı'nın yüzde 229 hesabında muhtemelen Savunma Sanayii Destekleme Fonu'nun kaynakları da dahil edilmiştir. Bu, resmi MSB bütçesinin gerçek savunma harcamalarını tam olarak yansıtmadığını göstermektedir.

Mal ve hizmet giderleri neden önemli bir gösterge?

Yatırım harcamalarının aksine, mal ve hizmet alımları büyük ölçüde cari tüketim niteliğindedir. Bu kalemdeki sıçrama, ithalat ağırlıklı büyük alım programlarına işaret etmektedir.

Savunma Sanayii Destekleme Fonu neden sorun yaratıyor?

Fon 2024'te yüz milyarlarca liraya ulaşmış olmasına rağmen kamuoyuyla detaylı biçimde paylaşılmamaktadır. Bu, bütçe şeffaflığında ciddi bir boşluk oluşturmakta ve gerçek savunma harcamalarının görülmesini engellemektedir.

Savunma harcamalarındaki artış ekonominin diğer alanlarını nasıl etkiliyor?

Bütçe kısıtları altında savunmaya ayrılan kaynaklar, sağlık, eğitim ve altyapı gibi kamu hizmetleriyle rekabet halindedir. Harcamaların önemli bölümü ithalat faturasına dönüşmesi halinde cari açık üzerindeki baskı kaçınılmaz olmaktadır.

Etiketler

Murat Keskin

Yazar

Murat Keskin

İktisat profesörü, ekonomi yazarı. Makro ve mikro ekonomi, kamu maliyesi, uluslararası ticaret alanlarında derin bilgiye sahip.

Tüm yazıları

Bu makaleyi nasıl buldun?

Paylaş

KROP Bültenler

KROP Gündem ile haftana başla.

Haftanın gündemi: haberler, analizler, KROP editörlerinin notu. Her Cumartesi sabahı. Tek tıkla bırakırsın, KVKK uyumludur.

Üye misin? Giriş yap

Haftalık · 09:00 · 2 abone · Tek tıkla bırakırsın