İçeriğe geç
Tarih

Korku Ucuza Gelirdi: Büyük Buhran'ın Bize Bıraktığı Gelenek

Halloween'ın "haunted house" geleneği, aslında Büyük Buhran'ın yarattığı yoksulluktan ve topluluk dayanışmasından doğdu. Köken çoktandır unutuldu.

İçindekiler
Sesli okuma · 4 dk0:00 / 4:00
Korku Ucuza Gelirdi: Büyük Buhran'ın Bize Bıraktığı Gelenek

Her Ekim sonunda aynı tablo: süslenmiş kapılar, yapay örümcek ağları, turuncu ışıkta parlayan balkabakları ve tabii ki o uzun kuyruklar. İnsanlar karanlık koridorlarda bağırmak için bilet alıp sıraya geçiyor. Halloween'ın "haunted house" endüstrisi bugün devasa bir piyasa. Ama bu geleneğin köküne indiğinizde, paranın tam tersini buluyorsunuz: yoksulluğu, çöküşü ve bir şekilde ayakta kalmaya çalışan insanları.

Bunu ilk kez ciddiye aldığımda duraksadım, itiraf etmeliyim. Çünkü bir kültürel pratiğin kökeni ile bugünkü biçimi arasındaki mesafe bazen öyle açılıyor ki, ikisi arasında neredeyse hiçbir aile benzerliği kalmıyor. Halloween'ın korkunç ev geleneği tam da böyle bir hikâye.

1929 Öncesinde Halloween: Mahalle Ölçeğinde Bir Şenlik

O dönemi aktaran belgeler ve tanıklıklar, bugün alışık olduğumuz görüntüden çok farklı bir tablo çiziyor. Daha çocuksu, daha mütevazı, daha yerel bir festival. Kostüm giymek, "trick or treat" yapmak, balkabağı oymak... Bunlar vardı elbette, ama "korkunç ev" diye organize, kamuya açık, heyecan üretmeye odaklı bir mekân kavramı henüz kültüre girmemişti.

Kısaca şöyle anlatayım: Halloween, topluluk ritüellerinin masum bir parçasıydı. Büyük paralar dönmezdi etrafında, özel bir mekâna da ihtiyaç duyulmazdı. Çocuklar mahalleyi gezer, yetişkinler belki bir parti düzenler, iş biterdi. Bu kadar.

Sonra 1929 geldi.

Çöküşün Ortasında Eğlence

Büyük Buhran'ın Amerikan toplumuna verdiği hasar rakamlarla ölçülse de asıl ağırlığı rakamların dışında hissedilir. İşsizlik rekor seviyelere çıkıyor, tasarruflar buharlaşıyor, aileler geçimini sağlayamaz hale geliyor. Ama insanlar yine de yaşıyordu. Yine de gülmek, korkmak, bir araya gelmek istiyordu.

Krizin insana yaptığı şeylerden biri de tam budur: eğlenceyi ortadan kaldırmaz, sadece şeklini değiştirir. Bilet parası ödenemeyen sinemalar boşalır, ama ev avlularında, kilise salonlarında, mahalle köşelerinde başka bir şey filizlenir.

İşte o dönemde, 1930'lu yıllarda, Amerikan komşuluklarının kendi imkânlarıyla "korkunç ev" düzenlemeye başladığına dair tanıklıklar belirginleşiyor. Büyük prodüksiyon peşinde olan yok, o kapasite zaten kimsenin elinde değil. Ama bir bodrum katını karartabilirsiniz, eski çarşaflarla figürler yapabilirsiniz, bir fener ve biraz hayal gücüyle çocukları korkutabilirsiniz. Hem de ücretsiz ya da neredeyse hiç masrafsız.

Komşuluktan Doğan Gelenek

Bu noktada bir an durmak gerekiyor. Çünkü bu pratiğin içinde, salt eğlencenin ötesinde başka bir şey var.

Büyük Buhran döneminde topluluk dayanışması, soyut bir değer değil somut bir ihtiyaçtı. İnsanlar birbirinin yiyeceğini paylaşıyor, birbirinin çocuklarına bakıyor, birbirini ayakta tutuyordu. Komşunun evini bir Halloween gecesi "korkunç mekâna" dönüştürmek, bu bağın eğlenceye yansımasıydı. Bir evin içini birlikte süslemek, komşu çocuklara birlikte bağırmak, o kalabalığı kapıda hep birlikte karşılamak... Bütün bunlar, ekonomik çöküşün altında ezilen bir topluluğun kendine hayat üflemesinin yollarından biriydi.

Aslında ucuz olan korku değildi. Ucuz olan, belki de "yeterli hissettiren" şeydi: birliktelik, ortaklık, "biz buradayız ve gülümseyebiliyoruz" diyebilmek.

Sanatın kriz dönemlerinde nasıl üretildiğine çok kez tanıklık ettim, okudum, yazdım. Ve her seferinde şunu görüyorum: insanlar ellerindeki en basit malzemeyle anlamlı bir şey yaratıyor. Sahne sanatlarında Grotowski'nin geliştirdiği bir "poor theatre" anlayışı vardır; sahneyi ve aksesuarı neredeyse sıfıra indiren, ham insanı ön plana çıkaran bir yaklaşım. Buhran'ın haunted house'u da bir tür "poor Halloween" sayılabilir belki: dekorsuz dekor, bütçesiz mizansen, ama gerçek korku ve gerçek kahkaha.

Biçim Kalır, Köken Unutulur

Sonra ne oldu?

Savaş sonrasının refahı geldi, tüketim kültürü büyüdü, orta sınıf genişledi. Halloween de bu genişlemenin içinde şekillendi. Ev yapımı kostümler yerini paket ürünlere bıraktı. Mahalle çapındaki küçük korku evleri önce ticari mekânlara, sonra büyük parklara, sonra profesyonel prodüksiyonlara dönüştü. "Haunted house" bir sektör haline geldi.

Ama biçim öyle yerleşmişti ki kimse kökeni sormadı. Neden her yıl insanlar karanlık koridorlarda birbirini korkutuyor, neden bu ritüel bu kadar köklü, bu kadar coşkulu? Cevap Buhran'a kadar gidiyordu; ama soru pek sorulmadı.

Bunun ardında genellikle şu var: bir pratik zorunluluktan doğar, yaşar, büyür, öz-referanslı hale gelir ve nihayetinde kendi tarihini siler. Geriye sadece biçim kalır, içinde ne taşıdığını artık kimse bilmez. Amerikan kültürü bunu tarih boyunca defalarca yaptı. Blues müziğini düşünün: acının, baskının, yoksulluğun dili olan bir form, zamanla uluslararası bir ticari türe dönüştü. Caz için de benzer bir şey söylenebilir. Kültürel biçimler dayanıklıdır ama hafızaları kırılgandır.

Bugün Sormak Gereken Soru

Şu an Ekim ayında bir "haunted attraction"a gitmeyi planlıyorsanız, bilin ki o deneyimin fiyatı oldukça yüksek olabilir. Profesyonel aktörler, özel efektler, haftalarca öncesinden dolan ve biletini erkenden almanız gereken mekânlar var bu piyasada. Endüstri dev.

Ve işte tam bu noktada tarihin ironisi devreye giriyor.

Büyük Buhran'ın ortasında, hiç parası olmayan insanlar bu geleneği icat etti; çünkü para yoktu, ama birbirlerinin yanında olma ihtiyacı vardı. Bugün ise aynı geleneğin ticarileşmiş hali, katılmak için ciddi bir bütçe gerektiriyor. Kökenindeki zorunluluk tersine döndü.

Bunu öğrendikten sonra bir haunted house'un önünden geçerken farklı bakıyorum. O uzun kuyruğu görüyorum, ama zihnimde başka bir görüntü de beliriyor: 1930'larda bir bodrum katının kapısında duran, elinde fenerle çocukları karşılayan ve belki o gün yeterince yemek yiyememesine rağmen gülen bir komşu.

Korku ucuza gelir derler. Gelmiş de zaten, bir zamanlar. Gerçekten ucuza gelmiş.

Kültürün kriz dönemlerinde nasıl üretildiğini anlamak, bugünün tüketim biçimlerine bakarken başka sorular sormamızı sağlıyor. Hangi pratiklerimiz zorunluluktan doğdu? Hangisinin içindeki dayanışma, ticaretin gürültüsü altında kaybolup gitti? Bir kültürel pratiğin gerçek tarihi, çoğu zaman en görünür hikâyenin tam tersinde saklıdır. Kazımaya değer, cidden.

Sıkça sorulanlar

Korkunç ev geleneği ne zaman ve neden ortaya çıktı?

1930'lu yıllarda Büyük Buhran döneminde Amerikan komşuluklarında ortaya çıktı. İnsanlar para olmadığı için bilet parası gerektirmeyen kendi ev avlularında, bodrum katlarında ucuz malzemelerle korkunç mekânlar yaratarak çocuklarını korkuttular ve birlikte eğlendiler.

Bu geleneğin kökünde aslında ne vardı?

Ekonomik çöküşün ortasında topluluk dayanışması ve birliktelik ihtiyacı. Komşuların evleri birlikte süslemesi, çocuklara birlikte bağırması, o kalabalığı kapıda hep birlikte karşılaması dayanışmanın eğlenceye yansımasıydı.

Neden bugün korkunç evler pahalı hale geldi?

Savaş sonrasının refahı, tüketim kültürünün büyümesi ve orta sınıfın genişlemesiyle haunted house bir ticari sektöre dönüştü. Ev yapımı kostümler paket ürünlere, mahalle çapındaki yapılar profesyonel prodüksiyonlara evrildi.

Makaleye göre kültürel pratiklerin hafızaları neden kırılgandır?

Bir pratik zorunluluktan doğar, yaşar, büyür ve öz-referanslı hale gelir; nihayetinde kendi tarihini siler. Biçim dayanıklı kalsa da, içinde ne taşıdığını artık kimse bilmez. Blues ve caz müziği de acı ve baskıdan doğmuş ama zamanla ticari hale gelmişlerdir.

Makale ne soruyu sormamız için çağırıyor?

Hangi pratiklerimiz zorunluluktan doğdu, hangisinin içindeki dayanışma ticaretin gürültüsü altında kaybolup gitti, ve bir kültürel pratiğin gerçek tarihi neden en görünür hikâyenin tam tersinde saklıdır sorularını sormamız gerekir.

Etiketler

Nilgün Kışlak

Yazar

Nilgün Kışlak

Klinik psikolog ve davranış araştırmacısı. İnsan psikolojisini gündelik dille anlatmayı sevir.

Tüm yazıları

Bu makaleyi nasıl buldun?

Paylaş

KROP Bültenler

KROP Gündem ile haftana başla.

Haftanın gündemi: haberler, analizler, KROP editörlerinin notu. Her Cumartesi sabahı. Tek tıkla bırakırsın, KVKK uyumludur.

Üye misin? Giriş yap

Haftalık · 09:00 · 2 abone · Tek tıkla bırakırsın