İçeriğe geç
Yaşam

İstanbul'un Gökyüzünde Yeni Bir Misafir mi, İstilacı mı?

Hindistan kökenli bir kuş türü İstanbul'da hızla yayılıyor; yerli türlerin yuvalarını işgal ediyor, kentsel ekosistemi tehdit ediyor.

İçindekiler
İki beyaz leylek, çatallı dallardan yapılmış büyük yuvasında beraber duruyor.

İstanbul'un kozmopolit kimliği yalnızca insanlarla sınırlı değil. Şehir, köprülerin altından geçen gemilerden daha az göze çarpan ama çok daha kalıcı bir trafiğe de ev sahipliği yapıyor: göç eden, yerleşen, çoğalan türlerin trafiği. Bu trafiğin son yolcuları her zaman davet edilmiş değil. Kimisi bir yük gemisinin kasasında, kimisi kafes kaçkını olarak, kimisi ise iklim değişikliğiyle yumuşayan kış koşullarından yüreklenerek geliyor. Ve kimi zaman bu yolcular şehre öyle derinden işliyor ki "misafir" kelimesi yetersiz kalmaya başlıyor.

Hindistan kökenli bir kuş türünün İstanbul'da giderek genişleyen bir yayılım alanı oluşturduğuna dair gözlemler tam da bu soruyu gündeme taşıyor: Bu tür bir misafir mi, yoksa sessiz sedasız yerleşen bir istilacı mı?

İstilacı Tür Nedir ve Neden Önemlidir?

Ekolojide "istilacı tür" kavramı çoğu zaman yanlış anlaşılıyor. Meseleyi salt yabancılıkla açıklamak doğru değil. Her egzotik tür istilacı değil, her istilacı tür de görünür biçimde zararlı olmak zorunda değil. Asıl sorun, o türün yerleştiği ekosistemin evrimsel hafızasında ona karşı geliştirilmiş bir denge mekanizmasının bulunmamasında yatıyor.

Doğal ekosistemler binlerce yıl içinde birbirine kilitlenen parçalardan oluşan karmaşık ağlar. Bir türün varlığı, başka bir türün davranışını, o türün varlığı da bir diğerini koşullandırıyor. Bu ağa dışarıdan bir parça fırlatıldığında, o parçanın kendi yerini bulma biçimi genellikle sistemin başka bir yerini bozuyor.

İstanbul bu tür dinamikler açısından özellikle kırılgan bir şehir. İki kıtanın kesiştiği coğrafyası, Karadeniz ile Akdeniz iklim kuşaklarının buluştuğu konumu ve on milyonu aşkın insanın yarattığı kentsel ısı adası etkisi, şehri potansiyel istilacılar için beklenmedik biçimde cazip kılıyor. Kentleşmenin getirdiği besin bolluğu, az sayıda yırtıcı varlığı ve geniş yeşil alanların şehir dokusuna dağılmış olması bu cazibeyi pekiştiriyor.

Söz Konusu Tür: Yüzük Boyunlu Yeşil Papağan

İstanbul'un gökyüzündeki bu yeni baskın tür, yüzük boyunlu yeşil papağan (Psittacula krameri). Parlak yeşil tüyleri, kuyruğunun ucuna kadar uzanan belirgin uzun silüeti ve erkeklerde boynu dolaşan siyah-pembe halkayla kolayca tanınan bu kuş, Hindistan ve Sri Lanka başta olmak üzere Güney Asya'nın geniş bir coğrafyasına özgü. Ancak 20. yüzyılın ortasından itibaren kafes kuşu ticaretinin yaygınlaşmasıyla birlikte Avrupa şehirlerine sızdı; Londra, Amsterdam, Madrid ve Roma'da on yıllar içinde kalıcı kentsel popülasyonlar oluşturdu.

Türkiye'de de tablo benzer bir seyir izledi. Başlangıçta İstanbul'un belirli semtlerinde küçük gruplar halinde görülen bu kuşların büyük bölümünün kafes kaçkını bireylerden ya da bilinçsiz serbest bırakmalardan kaynaklandığı düşünülüyor. Birkaç çiftin özgür ortamda üremesi, uygun koşullarla birleşince geometrik bir nüfus artışına zemin hazırlıyor.

Psittacula krameri'yi özellikle tehlikeli kılan şey adaptasyon kapasitesi. Doğal yaşam alanında hem tropikal ormanlara hem de yarı kurak alanlara uyum sağlayabilen bu tür, kentsel çevreleri de şaşırtıcı bir hızla benimsiyor. Gürültüye toleranslı, çok çeşitli besinlerle beslenen, sıcaklık dalgalanmalarına dayanıklı ve son derece sosyal bir kuş. Bu özellikler onu kentsel yaşamın neredeyse ideal bir sakinleri haline getiriyor. Ve bu uyum kapasitesi ne yazık ki rekabet avantajına doğrudan dönüşüyor.

Yuva Rekabeti: Yerli Türler Köşeye Sıkışıyor

Yüzük boyunlu yeşil papağanın yerli türler üzerindeki en somut baskısı yuva rekabeti üzerinden işliyor. Bu tür, ağaç kovuklarında yuvalanan bir kuş. Aynı habitatı paylaştığı yerli türlerle kıyaslandığında ise hem fiziksel olarak daha iri hem de davranışsal olarak çok daha agresif.

Sakalar, baştankaralar, ağaçkakanlar ve küçük baykuş türleri gibi İstanbul'un kentsel yeşilliklerinde yuvalanan pek çok yerli kuş, ağaç kovuklarını kendi üremeleri için büyük bir emekle seçiyor ve hazırlıyor. Papağanlar ise bu kovukları zaman zaman hazır buldukları anda işgal ediyor: İçindeki yumurtaları ya da yavrularıyla birlikte. Bazı gözlemler, papağanların aktif olarak kullanılmakta olan yuvalara zorla girdiğini ve yerli bireyleri yerinden ettiğini ortaya koyuyor.

Bu tablo ornitoloji literatüründe "yuva işgali" olarak tanımlanan bir davranışa karşılık geliyor ve özellikle ağaç kovuğu bağımlısı türler için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Çünkü kentsel ekosistemde uygun kovuklar sınırlı sayıda. Bir tür bu kaynakları orantısız biçimde ele geçirdiğinde diğer türlerin üreme başarısı doğrudan düşüyor.

İstanbul'da yerli kuş popülasyonlarının uzun vadeli izlenmesine dayanan kapsamlı verilere henüz yeterince ulaşılamıyor. Ama Avrupa'daki karşılaştırmalı veriler bu kaygıyı besliyor: Papağan popülasyonlarının yoğunlaştığı bölgelerde bazı yerli ağaçkakan ve baştankara türlerinin popülasyonlarında belirgin düşüşler kaydedildi.

Kentsel Besin Zincirinde Bir Başka Kırılma Noktası: Kedi Maması

Papağanların yarattığı baskı yalnızca yuva rekabetinde kalmıyor. Kentsel besin kaynaklarına yönelik yağma davranışı, başta kedi maması olmak üzere şehrin tamamına yayılmış açık beslenme noktaları üzerinden işliyor ve bu durum bambaşka bir sorunu gün yüzüne çıkarıyor.

İstanbul, dünyada belki de en büyük sokak kedisi nüfusuna ev sahipliği yapan kentlerden biri. Bu kedilerin önemli bir bölümü, belirli noktalara düzenli olarak bırakılan mamalarla besleniyor. Gönüllüler, belediyeler ve bireysel hayırseverler tarafından organize edilen bu besleme ağları şehrin kırılgan sokak hayvanı dengesini ayakta tutan önemli bir unsur.

Yüzük boyunlu yeşil papağanlar ise bu beslenme noktalarını hızla keşfediyor. Hem kuru hem yaş mamayı tüketebildikleri, gruplar halinde hareket ederek besleme kaplarını kısa sürede boşalttıkları gözlemleniyor. Bu durum pratikte şu anlama geliyor: Kedi maması için harcanan kaynaklar hedef kitleye ulaşmadan tükeniyor, bazı kediler yeterince beslenemiyor, bazı beslenme noktaları ise giderek artan papağan varlığı nedeniyle işlevsiz hale geliyor.

Meselenin bir katman daha derini de var. Açık ve bol besin kaynakları istilacı popülasyonun büyümesini besliyor. Papağanlar bu noktaları güvenilir bir kaynak olarak öğrendikçe davranışlarını buna göre şekillendiriyor ve giderek daha büyük gruplar halinde bu alanlara yöneliyor. Yani hem sokak hayvanlarını olumsuz etkileyen hem de kendi yayılımını hızlandıran kendi kendini besleyen bir döngü ortaya çıkıyor.

Gidişat ve Önlemler: Ne Yapılabilir?

Peki bu tablonun önünde ne var?

Eğer İstanbul'daki papağan popülasyonu müdahale edilmeden büyümeye devam ederse kısa vadede yuva rekabeti ve besin yağması üzerinden baskı artacak, orta vadede ise bazı yerli türlerin kentsel habitattan çekilmesi söz konusu olabilir. Avrupa'daki örnekler, popülasyon bir kez yerleşip büyüdüğünde kontrolün son derece güçleştiğini gösteriyor.

Bilimsel literatür bu tür durumlar için birkaç temel yaklaşımı ön plana çıkarıyor. Bunlardan ilki erken müdahale. Popülasyon henüz küçükken alınan önlemler, büyüdükten sonra alınanlara kıyasla hem daha etkili hem de etik açıdan daha az tartışmalı. Bu bağlamda kafes kuşu ticaretinin sıkı denetlenmesi ve bilinçsiz serbest bırakmaların önüne geçilmesi birincil adım olarak öne çıkıyor.

İkinci önemli yaklaşım izleme ve veri. İstanbul'daki papağan popülasyonu hakkında sistematik, uzun soluklu ve coğrafi olarak geniş kapsamlı bir izleme programı henüz yeterince hayata geçirilmiş görünmüyor. Oysa doğru bir yönetim planı ancak güvenilir veriye dayanabilir.

Üçüncüsü habitat yönetimi. Yerli türler için yapay yuva kutularının yeşil alanlara yerleştirilmesi, ağaçkakan gibi kovuk açan türlerin korunması ve kentsel ağaç yönetiminin biyolojik çeşitliliği gözetecek biçimde düzenlenmesi, yerli türlerin rekabet kapasitesini güçlendirebilir.

Son olarak, bazı Avrupa ülkelerinin başvurduğu popülasyon kontrolü yöntemleri de tartışma gündemine giriyor. Bu yöntemler kültürel ve etik açıdan hassas tartışmalar doğurduğundan uygulamaya geçmeden önce kamuoyuyla şeffaf bir bilimsel diyaloğun kurulması gerekiyor.

İstanbul'un ekosistemi, tarihin her döneminde insan kaynaklı baskılarla şekillenmiş. Ama bu baskıların biyolojik çeşitliliği ne denli hızlı aşındırabileceği uzun süre hafife alındı. Gökyüzündeki bu yeni sesin estetik çekiciliği, arkasındaki ekolojik hesabı silemiyor. İstilacı türler, genellikle sessizce gelir. Gürültüleri ancak iş işten geçtiğinde fark edilir.

Kaynaklar

Sıkça sorulanlar

Yüzük boyunlu yeşil papağan neden İstanbul'da bu kadar başarılı oldu?

Papağanlar yüksek adaptasyon kapasitesine sahip olup gürültüye toleranslı, çeşitli besinlerle beslenebilen ve sıcaklık değişikliklerine dayanıklı bir kuş türüdür. İstanbul'un iklimi, beslenme kaynakları ve az sayıdaki doğal yırtıcı bu türün hızla yerleşmesine ve çoğalmasına olanak sağlamıştır.

İstilacı tür nedir, her yabancı kuş istilacı mı?

İstilacı tür, yerleştiği ekosistemin evrimsel hafızasında kendisine karşı geliştirilmiş bir denge mekanizmasının bulunmadığı türdür. Her egzotik tür istilacı değildir; istilacı olabilme durumu o türün popülasyonunun büyüyüp yerel türleri baskı altına almasıyla belirlenir.

Papağanlar yerli kuşları nasıl etkilemektedir?

Papağanlar ağaç kovuklarında yuvalanan yerli türlerin yuva alanlarını işgal ederek bu türlerin üreme başarısını düşürmektedir. Ayrıca sokak hayvanları için bırakılan kedi mamasını tüketerek beslenme ağlarını işlevsiz hale getirmektedir.

Bu soruna ne gibi çözümler sunuluyor?

Çözüm yöntemleri arasında kafes kuşu ticaretinin denetlenmesi, sistematik izleme programları, yerli türler için yapay yuva kutularının yerleştirilmesi ve kentsel ağaç yönetiminin biyolojik çeşitliliği gözetecek biçimde düzenlenmesi yer almaktadır.

İstanbul'daki sorunu kontrol etmek neden acıl?

Avrupa'daki örnekler, popülasyon bir kez büyüdüğünde kontrolünün son derece güçleştiğini göstermektedir. Papağan popülasyonu müdahale edilmeden büyümeye devam ederse kısa vadede yuva rekabeti artacak, orta vadede bazı yerli türlerin kentsel habitattan çekilmesi söz konusu olabilir.

Etiketler

Derya Kolcu

Yazar

Derya Kolcu

Hayvan davranışları, bakımı ve türleri hakkında bilim temelli içerikler hazırlarım. Amacım güvenilir bilgiyi anlaşılır ve akıcı bir dille paylaşmaktır.

Tüm yazıları

Bu makaleyi nasıl buldun?

Paylaş

KROP Bültenler

KROP Gündem ile haftana başla.

Haftanın gündemi: haberler, analizler, KROP editörlerinin notu. Her Cumartesi sabahı. Tek tıkla bırakırsın, KVKK uyumludur.

Haftalık · 09:00 · 2 abone · Tek tıkla bırakırsın