İçeriğe geç
Yaşam

49 Yıllık Bağlılık, 60 Basamak ve Bir Emeklinin Kendi Elleriyle Kurduğu Asansör

Osmaniyeli emekli Hamdi Yaşar Kandemir, diyaliz hastası eşi için 60 basamaklı merdivene ev yapımı asansör kurdu. Bu hikaye yaşlanan Türkiye'de bakım krizinin aynasıdır.

İçindekiler
Hastane koridorunda hemşire ve bakıcılarla birlikte tekerlekli sandalyedeki yaşlı hasta.

Osmaniye'de bir apartmanın 60 basamaklı merdivenini düşünün. Haftada birkaç kez diyalize giren, kronik böbrek yetmezliğiyle yaşayan bir kadın için bu merdiven, basit bir mimari unsur olmaktan çıkıp gündelik bir engel parkuruna dönüşmüş durumdadır. 71 yaşındaki emekli Hamdi Yaşar Kandemir'in bu soruna verdiği yanıt ise hem son derece pratik, hem de son derece insani: Eşi Döne Kandemir için kendi elleriyle bir asansör kurdu. 49 yıllık bir evliliğin içinden doğan bu karar, yalnızca bir bakım hikayesi değil; aynı zamanda Türkiye'de yaşlanan nüfusun karşı karşıya kaldığı sistemik bir sorunun somut yüzü.

Merdiven mi, engel mi?

Hamdi Yaşar Kandemir'in eşi Döne Hanım, haftanın belirli günlerinde diyaliz tedavisi için evden çıkmak zorunda. Diyaliz, basit anlamıyla böbreklerin görevini makinenin üstlenmesi demek. Ama bu tanımın ardında, hastanın yaşadığı fiziksel yük çok daha ağır bir gerçekliğe işaret ediyor.

Kronik böbrek hastalığı ve buna bağlı diyaliz tedavisi, hastaların yalnızca böbrek fonksiyonlarını değil, genel vücut kapasitelerini de derinden etkiliyor. Kas güçsüzlüğü, yorgunluk, anemi ve kardiyovasküler komplikasyonlar bu hastalarda sıklıkla bir arada görülüyor. Bilimsel literatür, diyaliz hastalarının fiziksel fonksiyonel kapasitelerinin sağlıklı yaşıtlarına kıyasla belirgin biçimde düştüğünü tutarlı bir şekilde ortaya koyuyor. Bu tablonun üzerine bir de 60 basamaklı merdiveni koymak; günde birkaç kez o merdiveni inmek, çıkmak zorunda kalmak. Yük, soyut olmaktan çıkıp elle tutulur bir hale geliyor.

Hamdi Bey bu gerçeği teorik olarak değil, günün içinde bizzat gözlemleyerek anladı. Ve mühendis olmadığı halde, elindeki imkanlarla bir çözüm üretme yolunu seçti. Ev yapımı asansör, belki teknik olarak kusursuz değildi; ama işlevseldi. Eşinin her çıkışını ve her inişini biraz daha güvenliye, biraz daha az yorucuya çeviriyordu.

Türkiye'de yaşlı bakımının görünmez omurgası

Burada kritik nokta şu: Bu hikaye, istisnai bir fedakarlıkla sınırlı kalmıyor. Aksine, Türkiye'de yaşlı ve kronik hasta bakımının büyük bölümünü fiilen kim üstleniyor sorusunun ta kendisiyle yüzleşiyor.

Türkiye, hızla yaşlanan bir nüfusa sahip. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 65 yaş ve üzeri nüfusun toplam nüfus içindeki payı her geçen on yılda belirgin biçimde artıyor. Bu demografik dönüşümün bakım altyapısı üzerindeki baskısı ise son derece eşitsiz dağılmış durumda.

Huzurevi ve bakım merkezi kapasiteleri, artan talebe karşılık vermekte zorlanıyor. Hem yatak sayısı hem de kurumsal bakımın coğrafi dağılımı, kentsel ve kırsal alanlar arasında ciddi farklılıklar barındırıyor. Bu boşluğu kim dolduruyor? Büyük ölçüde aile; çoğunlukla eşler, bazen çocuklar, zaman zaman da iki nesil birden.

Asıl ilginç olan ise şu: Bu bakım emeği, büyük bölümüyle görünmez. İstatistiklerin çok azında adı geçiyor. Sosyal politika tartışmalarında nadiren merkezde yer alıyor. Hamdi Yaşar Kandemir'in hikayesinin bu denli ilgi çekmesinin ardındaki nedenlerden biri de bu görünmezliğin bir an için aydınlanması olsa gerek. İnsanlar, fotoğrafın içinde kendi ailelerini, ebeveynlerini, kendilerini görüyor.

49 yıl: Bağlanma, bakım ve uzun süreli birliktelik

Psikoloji literatürü, uzun süreli romantik ilişkilerde bakım vermenin nasıl biçimlendiğini yıllardır araştırıyor. Bağlanma kuramı çerçevesinden bakıldığında, güvenli bağlanma örüntüsü geliştirmiş çiftlerin stresli dönemlerde birbirine yönelik koruyucu davranışlar sergileme eğiliminin arttığı görülüyor. Kronik hastalık süreçleri, bu bağlamda hem sınavı hem de pratiği temsil ediyor.

Peki, Hamdi Bey'in davranışını yalnızca duygusal bir refleks olarak mı okumalıyız?

Kısmen evet. 49 yıllık bir birliktelik, paylaşılan rutinlerin, ortak anıların ve karşılıklı bağımlılığın birikimini taşıyor. Eşin acısını azaltmaya yönelik bir hareket, bu birikimdeki anlama doğrudan yanıt veriyor. Ama öte yandan bu davranış aynı zamanda zorunluluktan doğuyor. Çünkü başka seçenek yok. Devlet desteği ya yetersiz, ya da ulaşılamaz. Kurumsal çözümler ya çok pahalı, ya da çok uzak. Geriye kalan, elindeki araçlarla düşünen ve üreten bir insan.

"Aşk mı yoksa zorunluluk mu?" sorusu, burada yanlış bir ikilik kuruyor aslında. Uzun evliliklerde bu iki güdü çoğunlukla iç içe geçmiş durumda. Bakım vermek hem bir bağ ifadesi, hem de bir sorumluluk üstlenmek. Ve sağlık sisteminin yarattığı boşluklarda bu ikisi neredeyse ayırt edilemez hale geliyor.

Hikayenin rezonansı ve gerçek sorusu

Sosyal medyada hızla yayılan bu haberin neden bu kadar çok kişiye dokunduğunu anlamak zor değil. Bir tarafta somut bir eylem var: beton, demir, el emeği ve 60 basamak. Öte tarafta soyut ama evrensel bir şey: yaşlanmak, hasta olmak ve hala birinin yanında olduğunu bilmek.

Bu tür hikayeler, toplumsal rezonans yaratıyor çünkü gerçek bir gerginliği görünür kılıyor. Devlet sistemlerinin karşılayamadığı ihtiyaçlarla bireysel kapasitenin kesiştiği noktayı, soyut verilerin değil somut insan deneyiminin diliyle anlatıyor. Ve bu anlatı, çoğunlukla bir sorgulamaya davet ediyor: Biz bu yaşlı çiftlere ne kadar borçluyuz?

Bilimin ışığında bakıldığında, kronik hastalıkla yaşayan bireylerin çevresindeki bakım verenlerin de ciddi bir yük altına girdiği görülüyor. Bakım veren eşlerin depresyon, anksiyete ve kronik yorgunluk açısından risklerinin arttığı, kendi sağlık hizmetlerine erişiminin ise azaldığı araştırmalarla belgelenmiş bir gerçek. Başka bir deyişle, Hamdi Bey eşinin merdiveni rahat inip çıkmasını sağlarken, kendi sağlığı ve ihtiyaçları büyük olasılıkla ikinci plana itiliyor. Bu döngü, görünmez bakımın en kritik ve en çözümsüz kalan boyutunu oluşturuyor.

Bireysel çözümün ötesinde

Hamdi Yaşar Kandemir'in ev yapımı asansörü, gerçek anlamda takdire değer. Ama bu noktada durup şunu sormak gerekiyor: Bu çözümü şiirselleştirmekle yetinmek ne kadar yeterli?

Diyaliz hastaları için ulaşılabilir konut düzenlemeleri, erişilebilir taşıma hizmetleri, evde bakım destekleri ve bakım veren yakınlara yönelik kurumsal destek mekanizmaları; bunların hiçbiri yeni kavramlar değil. Pek çok ülkede bu başlıklarda kapsamlı politikalar hayata geçirilmiş durumda. Türkiye'nin bu alandaki adımları ise demografik dönüşümün hızıyla kıyaslandığında yetersiz kalmaya devam ediyor.

Hamdi Bey'in hikayesi duygusal açıdan güçlü. Ama asıl soru şu: Bu güç, bir politika değişikliğine dönüşebilir mi? Yoksa yalnızca bir haber döngüsünde tüketilip geçilecek mi?

Sonuçlar umut verici; ancak bilim burada temkinli olmayı gerektiriyor. Bireysel örnekler, sistemik sorunların çözümü için ilham verebilir; ama onların yerini alamaz. Hamdi Yaşar Kandemir, elindeki araçlarla en insani yanıtı verdi. Sistem ise kendi yanıtını vermekten kaçınmaya devam ediyor.

Ve 49 yıl boyunca aynı evde büyüyen bu iki insanın hikayesi, tam da bu noktada hem bir aşk hikayesi, hem de bir politika belgesi olarak okunmayı hak ediyor.

Kaynaklar

Sıkça sorulanlar

Döne Kandemir neden merdivenleri tırmanmakta zorlanıyor?

Kronik böbrek yetmezliği nedeniyle haftanın belirli günlerinde diyaliz tedavisi görüyor. Diyaliz tedavisi kas güçsüzlüğü, yorgunluk, anemi ve kardiyovasküler komplikasyonlara yol açarak fiziksel kapasite kaybına neden oluyor.

Hamdi Yaşar Kandemir asansörü nasıl kurdu?

Makale, onun mühendis olmadığını ancak elindeki imkanlarla ev yapımı bir asansör ürettiğini belirtir. Teknik olarak kusursuz olmasa da işlevsel olan bu çözüm, eşinin çıkış ve inişlerini daha güvenli ve az yorucu hale getirmiştir.

Türkiye'de yaşlı bakımının görünmez omurgası nedir?

Huzurevi ve bakım merkezi kapasitesinin yetersiz kaldığı koşullarda, yaşlı ve kronik hasta bakımının büyük bölümü aile üyelerine, özellikle eşlere, çocuklara ve iki nesle birden düşmektedir. Bu emek istatistiklerde ve sosyal politika tartışmalarında nadiren görünür hale geliyor.

49 yıllık evlilik neden önemli bir bağlam oluşturuyor?

Uzun süreli evlilikler, paylaşılan rutinlerin, ortak anıların ve karşılıklı bağımlılığın birikimini taşır. Hamdi Bey'in davranışı, hem bu bağ ifadesi hem de devlet desteğinin yetersizliğinden doğan zorunluluk olarak okunmaktadır.

Bireysel çözümler sistemik sorunlar için yeterli mi?

Makale, Hamdi Bey'in ev yapımı asansörünün takdire değer olduğunu ancak ilham verebilecek bireysel örneklerin sistemik sorunların çözümü için yetersiz kaldığını vurgulamaktadır. Türkiye'de erişilebilir konut, taşıma hizmetleri ve bakım veren desteği gibi politikalar gereklidir.

Etiketler

Barış Dursun

Yazar

Barış Dursun

Türkiye'nin siyasetini, ekonomisini, toplumsal dinamiklerini ve gündemini yakından takip eden deneyimli bir analiz yazarı. İç gelişmeleri veri odaklı bir yaklaşımla değerlendirir, kamuoyunun nabzını tutar ve eleştirel bakış açısıyla derinlemesine analizler sunar. Karmaşık gündemleri sade, anlaşılır ve tarafsız bir dille okuyucuya aktarır.

Tüm yazıları

Bu makaleyi nasıl buldun?

Paylaş

KROP Bültenler

KROP Gündem ile haftana başla.

Haftanın gündemi: haberler, analizler, KROP editörlerinin notu. Her Cumartesi sabahı. Tek tıkla bırakırsın, KVKK uyumludur.

Haftalık · 09:00 · 2 abone · Tek tıkla bırakırsın

Yaşlı Bakımında Kendi Elleriyle Yaptığı İş | KROP.