12'nci Hesap: Engellemeyle Süren Bir Dijital Direniş Hikâyesi
İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nin X hesabı 12 kez engellendi. Bu döngü, dijital sansür tartışmasını somutlaştırıyor.
İçindekiler

Bir hesap bir kez engellenirse teknik bir sorun sayılabilir. İki kez engellenirse şüphe uyanır. On iki kez engellenirse artık ortada bir örüntü var demektir.
Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu adına paylaşımlar yapan Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nin X hesabı, art arda engellemelerin ardından 12'nci kez yeniden açıldı. Rakam sembolik değil; yaşanan sürecin somut bir ölçütü. Her yeni engellemenin ardından bir hesap daha açılıyor, her yeni hesapla birlikte döngü başa dönüyor. Peki bu döngü neden kırılamıyor, kırılmak istenmiyor mu?
Bir Ofis, Defalarca Aynı Duvar
İmamoğlu tutuklu. Kendi hesabından konuşma imkânı yok. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi tam da bu boşluğu doldurmak için devreye girdi: Kamuoyuna mesaj iletmek, siyasi iletişimi canlı tutmak, seçmenle bağı koparmamak. Dijital çağda bunun en doğal karşılığı sosyal medya hesabı.
Ama her seferinde aynı sonuç: Engelleme.
Hesap açılıyor, paylaşımlar yapılıyor, ardından engelleniyor. Sonra yeni bir hesap açılıyor. Şu ana kadar bu döngü on iki kez tekrarlandı. Sayı, tesadüf ya da platform kaynaklı teknik bir sorunla açıklanamayacak kadar yüksek.
Platform Kuralı mı, Dışarıdan Baskı mı?
Burada doğal olarak şu soru beliriyor: Bu engellemeler X'in kendi kuralları çerçevesinde mi gerçekleşiyor, yoksa dışarıdan gelen bir baskının ürünü mü?
X'in kendi politikalarına göre hesap askıya alma ya da engelleme kararları genellikle spam, kimlik sahtekârlığı veya platform kurallarının açık ihlali gerekçesiyle verilir. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nin paylaşımları bu kategorilerin hangisine düşüyor? Tutuklu bir belediye başkanı adına iletişim sürdürmek, platformun kurallarını mı ihlal ediyor?
Yanıtı açık değil. Ama bağlam çok şey söylüyor.
Türkiye'de sosyal medya üzerindeki yasal çerçeve, son yıllarda giderek genişledi. Sosyal medya şirketlerine yönelik yerel temsilci atama zorunluluğu, içerik kaldırma taleplerine uyum baskısı ve bant genişliği kısıtlaması gibi araçlar, platformları idari kararlarla uyumlu hareket etmeye yöneltiyor. Türkiye, küresel ölçekte sosyal medya platformlarına en fazla içerik kaldırma talebi ileten ülkeler arasında sürekli üst sıralarda yer alıyor. Bu tablo, hesap engellemelerinin yalnızca platform içi bir karar sürecinin ürünü olmadığını düşündürüyor.
Ayrıca şunu da not etmek gerekir: Bir hesabı engellemek ile o hesabı kalıcı olarak kapatmak farklı şeyler. Engelleme geçici ve tekrarlanabilir bir müdahaledir. Bu yapı, süregelen bir baskı mekanizmasına da zemin hazırlıyor; her açılan hesap yeniden hedef alınabiliyor.
Dijital İletişim Siyasetin Merkezine Oturdu
Türkiye siyasetinde dijital platformların ağırlığı artık tartışma götürmüyor. Mitingler, basın toplantıları, geleneksel medya haberleri hâlâ önemini korusa da siyasi mesajın seçmene en hızlı ve doğrudan ulaştığı kanal sosyal medya oldu. Özellikle muhalefet cephesinde bu gerçeklik çok daha belirgin, çünkü ana akım medyaya erişim imkânları iktidar partisine kıyasla çok daha kısıtlı.
İmamoğlu gibi hem yerel hem ulusal çapta etkili bir siyasi figür söz konusu olduğunda bu tablo daha da kritik bir boyut kazanıyor. Cezaevinden ya da tutukluluğun getirdiği iletişim kısıtlamaları içinden doğrudan konuşamayan bir siyasetçi için dijital platformlar adeta biricik kamuoyu alanı hâline geliyor.
Bu noktada Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nin varlığı ve işlevi daha iyi anlaşılıyor. Ofis yalnızca gündelik paylaşımlar yapan bir sosyal medya hesabı değil; siyasi iletişimi ayakta tutan bir kanal. Bu kanalın defalarca kapatılması, seçmenle bağ kurma çabasının önüne fiilen barikat çekmek anlamına geliyor.
Sayı Büyüdükçe Anlam da Büyüyor
On iki engelleme rakamını bir kenara bırakıp salt pratik soruya yönelelim: Bu engellemelerin somut etkisi ne?
Her engelleme, takipçi kaybı anlamına geliyor. Yeni açılan hesap sıfırdan başlamak zorunda kalıyor, eskiden birikmiş takipçi tabanını yeniden kurmak zaman alıyor. Bu sürede erişim daralıyor, paylaşımların görünürlüğü azalıyor. Siyasi iletişim açısından bu, sürekli yeniden başlamak zorunda kalmak demek; birikim yapmak yerine her seferinde başa dönmek.
Üstelik engellemelerin yarattığı belirsizlik ortamı da başlı başına bir baskı unsuru. Yeni açılan hesap da bir süre sonra kapatılabilir mi? Bu soruyla sürekli yaşayan bir iletişim ekibi, enerjisinin önemli bir bölümünü içerik üretmek yerine platformdaki varlığını korumaya harcamak zorunda kalıyor.
Ama işin bir de ters yüzü var.
Her yeni engelleme, aynı zamanda bir gündem maddesi oluyor. 12'nci hesabın açılması haberleşiyor, sosyal medyada yayılıyor, kamuoyunun dikkatini çekiyor. Bu anlamda ofis, engellemeleri de bir iletişim aracına dönüştürüyor. Direniş görünür hâle geliyor.
Sembolik Ağırlık
12'nci hesabın açılması yalnızca teknik bir adım değil. Mesaj açık: Biz buradayız, devam ediyoruz.
Bu ısrar, özellikle Türkiye'nin siyasi ikliminde güçlü bir sembolik anlam taşıyor. Bir tutukluluğun ardından siyasi varlığını sürdürme çabası, kamuoyuna hem dayanıklılık hem de meşruiyet mesajı veriyor. Her yeni hesap açıldığında bu mesaj bir kez daha iletilmiş oluyor.
"Defalarca engellenmek bir yenilgi değil; defalarca yeniden başlamak bir yanıt."
Bu cümleyi kurmak için sözcü olmak gerekmez. On iki kez hesap açmak, zaten kendi başına bir yanıt.
Bu Döngü Nerede Bitiyor?
Şu an için belirsiz.
Yasal çerçeve değişmediği, platform üzerindeki baskı mekanizmaları geçerliliğini koruduğu sürece 13'üncü, 14'üncü engelleme de gündeme gelebilir. Ofis her seferinde yeniden hesap açmaya devam edebilir. Bu döngü teorik olarak süresiz uzayabilir.
Ama burada daha geniş bir soruyu da sormak gerekiyor: Türkiye'de dijital iletişim özgürlüğü tartışması, yalnızca bir hesabın kapatılıp açılmasından ibaret değil. Hesap engelleme meselesi, çok daha büyük bir tablonun parçası sadece; sosyal medya düzenlemeleri, içerik kaldırma talepleri, platforma yönelik yasal yaptırımlar bu tablonun diğer unsurları.
Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nin başına gelenler, bu tablonun en somut ve en görünür örneği hâline geldi. Çünkü rakam somut, süreç izlenebilir ve her yeni engellemeyle birlikte kamuoyunun hafızasına kazınıyor.
12'nci hesap açıldı. Sıradaki adım ne olacak, ikisi de belirsiz: engelleyenlerin ne yapacağı da, engellenenin ne yapacağı da.
Kaynaklar
Sıkça sorulanlar
Cumhurbaşkanlığı Arado Ofisi'nin hesabı neden defalarca engelleniyor?
X'in platform kurallarına göre resmi gerekçe spam, kimlik sahtekârlığı veya kural ihlalidir; ancak Türkiye'de sosyal medyaya yönelik yasal çerçevenin geniş olması ve içerik kaldırma taleplerinin yüksek olması, dışarıdan baskının varlığını düşündürmektedir.
Her yeni hesap açılmasının somut etkileri neler?
Her engelleme takipçi kaybı, sıfırdan başlamak zorunda kalma ve erişim daralmması anlamına gelir. Aynı zamanda iletişim ekipinin enerjisinin varlığı korumaya harcanması siyasi iletişim verimliliğini düşürür.
Bu döngü nasıl bitebilir?
Yasal çerçevenin değişmesi ya da platform üzerindeki baskı mekanizmalarının kaldırılması gerekir; aksi takdirde döngü teorik olarak süresiz uzayabilir.
On iki engelleme neden sembolik değeri taşır?
Rakam tesadüf veya teknik sorunla açıklanamayacak kadar yüksektir ve her yeniden açılan hesap 'biz buradayız, devam ediyoruz' mesajını güçlü şekilde iletir.
Muhalefet cephesi için sosyal medya neden bu kadar önemlidir?
Ana akım medyaya erişim kısıtlı olduğu için seçmenle doğrudan iletişim kuran biricik kanal haline gelmişken, özellikle tutukluluğun getirdiği iletişim kısıtlamaları altında bu önem daha da artmaktadır.
Türkiye'nin siyasetini, ekonomisini, toplumsal dinamiklerini ve gündemini yakından takip eden deneyimli bir analiz yazarı. İç gelişmeleri veri odaklı bir yaklaşımla değerlendirir, kamuoyunun nabzını tutar ve eleştirel bakış açısıyla derinlemesine analizler sunar. Karmaşık gündemleri sade, anlaşılır ve tarafsız bir dille okuyucuya aktarır.
Tüm yazılarıBu makaleyi nasıl buldun?


