İçeriğe geç
Teknoloji

Yedi Ayda 6 Bin 644 Hesap: Türkiye'de Sosyal Medya Denetimi Nereye Gidiyor?

Yedi ayda 6 bin 644 sosyal medya hesabına erişim engeli: Türkiye'de dijital denetimin boyutu, hukuki zemini ve ifade özgürlüğüne yansımaları.

İçindekiler
Telefon ekranında Facebook uygulaması, bir bildirim ikonu ve diğer sosyal medya uygulamaları görülüyor.
Fotoğraf: Brett Jordan · Pexels

Yedi ay. Bu süreçte Türkiye'de 6 bin 644 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildi. Rakamı bağlama oturtmak için basit bir hesap yeterli: günde ortalama 31 hesap. Yani her sabah uyanıldığında, bir önceki gün otuzdan fazla hesabın görünmez kılındığı bir tablo söz konusu. Bu tempo, dijital kısıtlama tartışmasını soyut bir özgürlük meselesinden çıkarıp somut, ölçülebilir bir alana taşıyor.

Tek başına bu rakam bile duraksatıcı. Ama asıl soru şu: Bu gidişat nereye işaret ediyor?

Sayıları Okumak

6 bin 644, yalnızca büyük bir sayı değil. Arkasında içerik üreticileri, gazeteciler, muhalif sesler, aktivistler ve sıradan kullanıcılar var. Her engelleme kararı bir hesabı susturuyor; ama aynı zamanda o hesabı takip eden binlerce kişinin bilgiye erişim yolunu da kesiyor.

Türkiye'nin dijital kısıtlama sicili yeni değil. Yıllık engelleme verilerine bakıldığında trendin sürekli yukarı baktığı görülüyor. Belirli siyasi kriz dönemlerinde, seçim süreçlerinde ya da toplumsal çalkantıların yaşandığı anlarda engelleme hızının belirgin biçimde arttığı biliniyor. Yedi aylık dilimde günlük 31 hesap ortalaması, bu tablonun artık olağanüstü hal dönemleriyle sınırlı kalmadığını, kronik bir uygulamaya dönüştüğünü düşündürüyor.

Hukuki Çerçeve: Yetki Kimde, Nasıl Kullanılıyor?

Türkiye'de sosyal medya hesaplarına erişim engelinin yasal dayanağı esas olarak 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun'a dayanıyor. Bu kanun, yıllar içinde defalarca değiştirildi; her değişiklikle birlikte engelleme yetkisinin kapsamı genişledi, idari kararların yargı denetimine tabi tutulma süreçleri ise daraldı.

Kanunun bugünkü haliyle Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), mahkeme kararı aranmaksızın "acil" durumlarda engelleme kararı alabiliyor. Bu idari yetki, uygulamada oldukça geniş yorumlanıyor. "Ulusal güvenlik""kamu düzeni" ve "genel ahlak" gibi muğlak gerekçeler, engelleme kararlarının hukuki denetimini fiilen güçleştiriyor. Kararın iptali için başvurulan yargı yolu işlediğinde bile içerik zaten uzun süre erişime kapatılmış oluyor; bu gecikme, ifade özgürlüğü açısından tek başına ciddi bir sorun.

Ayrıca 2022'de yürürlüğe giren "dezenformasyon yasası" olarak bilinen düzenleme, sosyal medya içeriklerine yönelik hukuki baskının araçlarını çoğalttı. İçeriklerin yanı sıra hesapların da hedef alınması bu çerçevede değerlendirilmeli.

Platform Coğrafyası: Twitter ve Instagram Başı Çekiyor

Engelleme kararlarının hangi platformlarda yoğunlaştığına bakmak, tablonun daha net görünmesini sağlıyor. Twitter (X) ve Instagram, Türkiye'deki içerik kısıtlamalarında tarihi olarak en çok hedef alınan platformların başında geliyor. Bunun birkaç nedeni var.

Her iki platform da Türkiye'de son derece yaygın kullanıma sahip. Özellikle Twitter, siyasi tartışmanın, muhalif söylemin ve anlık haber akışının merkezine oturmuş durumda. Bu popülerlik, platformu aynı zamanda denetim baskısının odağı haline getiriyor. Geçmiş dönemlerde Twitter'ın bütünüyle erişime kapatıldığı, ardından mahkeme kararlarıyla bu engelin kaldırıldığı süreçler yaşandı. Şimdiyse toptan engelleme yerine hesap bazlı kısıtlamalar öne çıkıyor. Yaklaşım değişmiş görünüyor; hedef daraltılmış, buna karşılık süreklilik artmış.

Instagram ise görsel içerik ve geniş kullanıcı tabanıyla hem içerik üreticilerinin hem de toplumsal muhalefetin önemli platformlarından biri. Özellikle büyük toplumsal olayların hemen ardından Instagram hesaplarına yönelik engelleme kararlarının arttığına dair gözlemler, bu platformun da sistematik denetim kapsamında olduğuna işaret ediyor.

Platformların Türkiye'deki temsilci atama zorunluluğu da bu ilişkiyi biçimlendiriyor. 2020'de hayata giren ve bir milyonun üzerinde kullanıcısı olan platformlara yerel temsilci zorunluluğu getiren düzenleme, BTK ile platformlar arasındaki içerik kaldırma taleplerinin daha hızlı işlemesini sağladı. Uyum sağlamayan platformlar bant genişliği kısıtlamasıyla karşılaştı; bu, dolaylı ama etkili bir baskı aracına dönüştü.

İfade Özgürlüğü: Alan Daralıyor

Sayıları bir kenara bırakıp niteliğe bakmak gerekiyor. Engellenen hesapların kimlerden oluştuğu, kısıtlamanın ne anlama geldiğini belirliyor. Gazetecilerin, araştırmacı yorumcuların, muhalefet yanlısı içerik üreticilerinin ve sivil toplum aktörlerinin hesaplarının engelleme kararlarından payını aldığına dair çok sayıda belgelenmiş örnek mevcut.

Dijital özgürlük alanında faaliyet gösteren uluslararası kuruluşlar, Türkiye'yi internet kısıtlamaları açısından dünyada en yüksek sıralarda gösteriyor. Freedom House'un raporları, RSF'nin basın özgürlüğü endeksleri ve NetBlocks'un gerçek zamanlı veri takibi bu sonuçları tutarlı biçimde doğruluyor. Bu tablonun çizilmesinde sosyal medya hesap engellemeleri önemli bir bileşen oluşturuyor.

Ama belki de en önemli sonuç, görünür olandan çok görünmez olanda saklı. Yani "caydırıcı etki" meselesinde. Engelleme riskiyle karşılaşmamak için bazı içerik üreticileri öz-sansür uyguluyor. Neyi paylaşacakları, nasıl ifade edecekleri, hangi konuya girip hangisinden uzak duracakları konusunda belirgin bir temkinlilik geliştiriyorlar. Bu, kamuoyunun göremediği bir alan daralması. Engellenen hesap sayısı bir metrik sunuyor; ama hiç açılmayan hesaplar, yazılmayan tweetler, paylaşılmayan fotoğraflar için herhangi bir sayım mekanizması yok.

Sürdürülebilirlik ve Dijital Gelecek

Mevcut tempo sürdürülebilir mi? Teknik açıdan evet: BTK'nın elindeki araçlar ve yetkiler bu hızı idame ettirmeye yeterli. Ama daha geniş bir perspektiften bakıldığında tablo daha karmaşık.

VPN kullanımı Türkiye'de yıllar içinde dikkat çekici biçimde arttı. Engellemelere karşı geliştirilen bu teknik yanıt, kısıtlamaların fiilen ne kadar işlevsel olduğunu sorgulatıyor. Engellenen bir hesabı, farklı bir konumdan erişen kullanıcılar görmeye devam edebiliyor. Bu, denetim mekanizmasının sızdırmazlığına ilişkin gerçekçi bir soru işareti.

Öte yandan Türkiye'nin Avrupa kurumlarıyla ilişkisi ve uluslararası platformlarla yaşadığı gerilimler, bu tablonun dışarıdan nasıl okunduğunu etkiliyor. Yatırım ortamı, dijital ekonominin büyümesi ve uluslararası iş birliği süreçleri, bir ülkenin internet özgürlüğü siciliyle doğrudan ilişkili. Türkiye teknoloji ekosistemi geliştirmek, dijital ekonomiyi büyütmek ve genç nüfusunu bu alanlarda tutmak istiyorsa, artan engelleme temposuyla bu hedefler arasındaki gerilimi yönetmesi gerekiyor.

Hukuki açıdan da sürdürülebilirlik sorunları var. Her idari engelleme kararı teorik olarak yargı denetimine açık. Anayasa Mahkemesi'nin ifade özgürlüğüne ilişkin içtihadı belirli güvenceler sunuyor; ancak denetim mekanizmalarının fiiliyatta ne kadar etkin işlediği, karar sayısındaki bu artışın yarattığı tıkanıklıkla birlikte değerlendirilmeli.

Yedi ayda 6 bin 644. Bu rakam, bir politikanın değil, bir eğilimin ürünü. Eğilimler bazen yön değiştirir, bazen ivme kazanır. Türkiye'de dijital denetimin hangi yöne evrileceğini yalnızca yasal düzenlemeler değil, siyasi tercihler, uluslararası baskılar ve toplumun dijital alana katılım biçimi birlikte belirleyecek. Şimdilik tablo, her geçen günün otuz küsur hesapla biraz daha daralarak kapandığını söylüyor.

Kaynaklar

Sıkça sorulanlar

Sosyal medya hesaplarının engellenmesi için hangi yasal dayanak kullanılıyor?

5651 sayılı İnternet Kanunu'na dayanılmaktadır. Bu kanun yıllar içinde defalarca değiştirilmiş, her değişiklikle engelleme yetkisinin kapsamı genişletilmiştir. Mevcut haliyle BTK, mahkeme kararı aranmaksızın 'acı' durumlarda engelleme kararı alabilmektedir.

Hangi platformlar Türkiye'de en çok engelleme kararına konu oluyor?

Twitter (X) ve Instagram başı çekmektedir. Twitter siyasi tartışmanın merkezi olmasından, Instagram ise görsel içerik ve geniş kullanıcı tabanından dolayı denetim baskısının odağında yer almaktadır.

Engelleme kararlarının yargı denetimi nasıl işliyor?

Her idari engelleme kararı teorik olarak yargı denetimine açıktır; ancak karar sayısındaki artış tıkanıklıklar yarattığı gibi, içerik kararın iptali için başvuru yapılıp sonuç alınana dek uzun süre erişime kapalı kalması da ifade özgürlüğü açısından ciddi bir sorundur.

Muğlak hukuki gerekçeler engelleme kararlarını nasıl etkilemiyor?

'Ulusal güvenlik''kamu düzeni' ve 'genel ahlak' gibi geniş kapsamlı kavramlar, engelleme kararlarının hukuki denetimini fiilen güçleştirmektedir; bu durum engelleme yetkisinin geniş bir şekilde yorumlanmasına olanak vermektedir.

Engelleme kararlarının görünmez etkileri neler?

Engelleme riskiyle karşılaştıktan sonra bazı içerik üreticileri öz-sansür uygulamaya başlamakta, neyi paylaşacakları konusunda temkinlilik geliştirmektedirler. Bu görünmez alan daralması, istatistiksel olarak ölçülemeyen ama gerçek bir kısıtlamayı temsil etmektedir.

Etiketler

Barış Dursun

Yazar

Barış Dursun

Türkiye'nin siyasetini, ekonomisini, toplumsal dinamiklerini ve gündemini yakından takip eden deneyimli bir analiz yazarı. İç gelişmeleri veri odaklı bir yaklaşımla değerlendirir, kamuoyunun nabzını tutar ve eleştirel bakış açısıyla derinlemesine analizler sunar. Karmaşık gündemleri sade, anlaşılır ve tarafsız bir dille okuyucuya aktarır.

Tüm yazıları

Bu makaleyi nasıl buldun?

Paylaş

KROP Bültenler

KROP Gündem ile haftana başla.

Haftanın gündemi: haberler, analizler, KROP editörlerinin notu. Her Cumartesi sabahı. Tek tıkla bırakırsın, KVKK uyumludur.

Haftalık · 09:00 · 2 abone · Tek tıkla bırakırsın

Türkiye'de Sosyal Medya Denetimi Artıyor | KROP.