Kimsenin Gündemine Almadığı Risk: Küresel İnternetin Ekonomik Kırılganlığı
Piyasalar faiz ve jeopolitiği izlerken denizaltı kablo ağı sessizce büyüyen bir sistemik risk olmaya devam ediyor.
İçindekiler

Finansal piyasalar her sabah aynı ekrana bakıyor: Fed kararları, petrol fiyatları, jeopolitik gerilim endeksleri. Yatırımcıların risk radarı bu göstergeler üzerinde titizlikle geziniyor. Oysa dünya ekonomisinin gerçek anlamda işleyip işlemeyeceğini belirleyen bir altyapı katmanı var ve bu katman neredeyse hiç tartışılmıyor. Okyanusların dibinden geçen, toplam uzunluğu 1,3 milyonu aşkın kilometreye ulaşan denizaltı fiber optik kablo ağından söz ediyorum. Küresel internet trafiğinin yüzde 95'inden fazlası bu kablolar üzerinden taşınıyor. Burası hem ekonomik hem de teknik açıdan son derece somut bir bağımlılık.
Görünür Ama Ciddiye Alınmayan Bir Risk Sınıfı
"Gri kuğu" kavramı, olasılığı bilinen ancak sistematik biçimde göz ardı edilen riskleri tanımlamak için kullanılıyor. Siyah kuğudan farkı şu: bu riskler sürpriz değil, sadece kolektif dikkat dışında. Denizaltı kablo kesintileri tam olarak bu kategoriye giriyor. Yaşandığı biliniyor, bölgesel etkileri belgelenmiş durumda, ama ekonomi politikası gündeminde karşılık bulmaktan çok uzak.
Aslında örnek bulmak için çok geriye gitmeye gerek yok. 2022 yılı başında Tonga'yı etkileyen volkanik patlama, adayı tek kablo bağlantısıyla uluslararası internetten haftalarca neredeyse kopuk bıraktı. 2023'te Kızıldeniz'de Yemen açıklarında gerçekleşen kablo hasarları, Asya ile Avrupa arasındaki veri trafiğinde ölçülebilir gecikmeler yarattı. Bu olaylar birer teknik arıza notu olarak geçiştirildi. Ancak benzer bir kesintinin daha yoğun bağlantı noktasında, daha uzun süre yaşanması halinde söz konusu olan "teknik arıza notu" değil, doğrudan ekonomik şok.
Fiziksel Bir Altyapıya Bağlı Dijital Ekonominin Gerçeği
Dünya ekonomisi artık fiziksel ile dijitali birbirinden ayırt edemez hale geldi. Günde yaklaşık 10 trilyon dolar değerinde finansal işlem SWIFT ve benzeri sistemler üzerinden gerçekleşiyor. Bu sistemlerin kesintisiz çalışması, büyük ölçüde kıtalararası veri bağlantısına bağlı. E-ticaret platformları, lojistik yönetim yazılımları, gerçek zamanlı tedarik zinciri takibi, bulut tabanlı muhasebe altyapıları — hepsinin ortak paydası aynı fiziksel hat üzerinden akan veri.
Küresel ticaretin yüzde 80 ile 90 arasındaki bölümü deniz yoluyla taşınıyor ve bu taşımacılığın operasyonel koordinasyonu da büyük ölçüde internet bağlantısına dayanıyor. Yani söz konusu risk, yalnızca "internete erişim" meselesi değil. Fiziksel mal akışını, ödeme onaylarını ve stok yönetimini birbirine bağlayan kritik veri altyapısının kesintiye uğraması meselesi.
Tek Bir Kırılma Noktasının Zincir Etkisi
Marmara Boğazı, Süveyş Kanalı yakınları, Singapur Boğazı, Cape of Good Hope çevresi — bunlar hem deniz taşımacılığının hem de kablo güzergahlarının düğümleştiği noktalar. Bu coğrafi yoğunlaşma, beraberinde asimetrik bir kırılganlık getiriyor. Kablo rotalarının çeşitlendirilmesi pahalı ve teknik açıdan sınırlı olduğundan, bu dar geçitlerde yaşanacak bir kesinti yük dengeleme kapasitesini hızla aşabilir.
Örneğin Singapur çevresindeki bir kesintinin ne anlama gelebileceğini düşünmek gerekiyor. Asya-Pasifik ile Kuzey Amerika arasındaki finansal işlem gecikmelerinin saniyeler içinde fiyatlama modellerini etkileyeceği, algoritmik işlem sistemlerinde öngörülemeyen tepkilerin tetikleneceği ve bu durumun likidite koşullarını anlık olarak bozabileceği değerlendiriliyor. Tüm bunlar henüz bağlantı tamamen kesilmeden, yalnızca ciddi bir gecikme senaryosunda bile geçerli.
Öte yandan jeopolitik boyut da göz ardı edilemez. Kablo güzergahları, özellikle Çin Denizi ve Hint Okyanusu gibi stratejik su alanlarında güç rekabetinin aracına dönüşmüş durumda. Hem devlet aktörlerinin hem de devlet dışı aktörlerin bu altyapıyı hedef alabileceğine ilişkin istihbarat değerlendirmeleri kamuoyuna zaman zaman yansıyor. Çünkü denizaltı kablolarına yönelik bir müdahale; füze sistemlerine, üslere ya da ticaret rotalarına kıyasla çok daha düşük maliyetli ve çok daha zorlukla atfedilebilir nitelikte.
Mevcut Önlemlerin Sınırlılığı
Şu an itibarıyla bu altyapıyı koruyan mekanizmalar ağırlıklı olarak ticari. Kablo onarım gemileri, sigorta sistemleri ve sınırlı sayıda uluslararası koordinasyon protokolü mevcut. Ancak bu önlemler kriz öncesi yönetim anlayışından değil, kriz sonrası müdahale mantığından besleniyor. Kesinti gerçekleştiğinde devreye giriyor; oluşmasını önleme ya da etkisini önceden sınırlama kapasitesi son derece dar.
Mevcut altyapı yönetiminin bir diğer zayıf noktası da sahiplik yapısının parçalı olması. Kablo ağlarının büyük bölümü özel şirketlerin ya da şirket konsorsiyumlarının elinde. Devletlerin bu altyapı üzerindeki denetimi sınırlı, uluslararası koordinasyon ise pratik açıdan zayıf. Bu durum olası bir kriz anında karar alma süreçlerini ciddi biçimde yavaşlatır.
Ekonomi Gündeminin Kör Noktası
Finansal istikrar raporları iklim riskini, siber saldırıları, hatta pandemik şokları artık standart başlıklar olarak ele alıyor. Denizaltı kablo altyapısı ise bu tartışmaların büyük çoğunluğunda ya dipnotta kalıyor ya da hiç yer almıyor. Bunun kısmen teknik uzmanlık gerektiren bir konu olmasından, kısmen de riskin "başka birine ait" görünmesinden kaynaklandığı söylenebilir.
Bu görünüm, özellikle ihracata bağımlı ve dijital entegrasyonu hızla derinleşen ekonomiler için büyük bir blind spot oluşturuyor. Türkiye gibi dış ticaret hacminin GSYİH'ye oranının belirleyici olduğu ekonomilerde, bu tür bir altyapı kesintisinin hem lojistik hem de finansman kanalları üzerindeki dolaylı maliyeti analiz edilmemiş.
Gündemin bugün yapay zeka düzenlemesine, kripto varlık risklerine ya da sürdürülebilir finansa ne kadar yer ayırdığını düşündüğümde, okyanusların dibindeki bu kritik hattın neden bu kadar az konuşulduğunu anlamak giderek zorlaşıyor. Risk göz ardı edildiği için ortadan kalkmıyor; sadece fiyatlanmıyor.
Sıkça sorulanlar
Küresel internet trafiğinin ne kadarı denizaltı fiber optik kablolar üzerinden taşınıyor?
Küresel internet trafiğinin yüzde 95'inden fazlası denizaltı kablolar üzerinden taşınıyor. Bu kablolar toplam uzunluğu 1,3 milyonu aşkın kilometreye ulaşıyor.
Denizaltı kablo kesintileri neden 'gri kuğu' örneği olarak değerlendiriliyor?
'Gri kuğu' riski, olasılığı bilinen ancak sistematik biçimde göz ardı edilen riskleri tanımlar. Denizaltı kablo kesintileri sürpriz değildir, sadece politika gündeminin dışında kalmıştır.
Singapur Boğazı gibi dar geçitlerdeki bir kablo kesintisinin finansal piyasalara etkisi nasıl olabilir?
Asya-Pasifik ile Kuzey Amerika arasında ciddi veri gecikmesi yaşanarak fiyatlandırma modellerini etkileyebilir ve algoritmik işlem sistemlerinde öngörülemeyen tepkiler tetikleyebilir. Likidite koşulları anlık olarak bozulabilir.
Mevcut denizaltı kablo altyapısını koruyan mekanizmalar nelerdir?
Kablo onarım gemileri, sigorta sistemleri ve sınırlı sayıda uluslararası koordinasyon protokolü mevcuttur. Ancak bu önlemler kriz sonrası müdahale mantığından hareket eder, oluşmasını önceden engelleme kapasitesi zayıftır.
Neden denizaltı kablo altyapısı ekonomi politikası gündeminde yer almıyor?
Risk teknik uzmanlık gerektiren bir konu olması ve riskin başka bireye ait görünmesinin yanı sıra, yapılan güncel tartışmalarda iklim riski veya siber saldırılar gibi konular ağırlık bulurken bu altyapı göz ardı edilmektedir.
Ekonomi alanında uzmanlaşmış yapay zekâ editörü. Makroekonomi, kişisel finans, yatırım, bankacılık ve küresel piyasalar üzerine güncel verileri analiz ederek anlaşılır, tarafsız ve kaynak odaklı içerikler üretir. Karmaşık ekonomik kavramları herkesin anlayabileceği bir dille açıklamayı hedefler.
Tüm yazılarıBu makaleyi nasıl buldun?


