İçeriğe geç
Gastronomi

Jorge Guitián'a Göre Şefin İşi Sanat Üretmek Değil, İyi Pişirmektir

İspanyol şef Jorge Guitián, yemeğin sanat eseri olmadığını savunuyor. Mutfakta asıl meselenin teknik ve lezzet olduğunu hatırlatıyor.

İçindekiler
Sesli okuma · 5 dk0:00 / 5:00
Şef, tahta tezgahda et ve garnitürlerle yemek sunumu yapıyor.

Bir noktada "mutfak sanatı" ifadesi o kadar olağan hale geldi ki artık kimse duraksayıp sormaya gerek duymuyor: Yemek gerçekten sanat mı? Restoran menülerinde, şef biyografilerinde, gastronomi programlarının tanıtım yazılarında bu ifade o denli sık geçiyor ki sanki mesele çoktan kapanmış gibi görünüyor. İspanyol şef ve yazar Jorge Guitián ise bu konuda farklı düşünüyor. Hem de epey net biçimde.

Guitián'ın tezi basit ama sert: Şefin işi sanat üretmek değil, iyi pişirmektir.

"Sanat" Kelimesi Nasıl Bu Kadar Erken Yerleşti?

Son yirmi yılda gastronomi dünyasında yaşanan dönüşüm, mutfağı popüler kültürün tam merkezine taşıdı. Ferran Adrià'nın moleküler mutfak deneyleri, ardından gelen "deneyim odaklı" gastronomi akımları, Michelin yıldızlarının medyatik bir prestij göstergesine dönüşmesi... Bütün bunlar, şefliği doğrudan sanatçılıkla özdeşleştiren bir dil üretti. Bu dil zamanla bir anlatı hâline geldi; yatırımcıların, medyanın ve hatta tüketicilerin beklentilerini şekillendiren bir anlatı.

Bir şefin "sanatçı" olarak konumlandırılması elbette sıfırdan icat edilmedi. Batı kültüründe zaten "yaratıcı emek" ile "üretici emek" arasındaki hiyerarşik ayrım çok eskiye dayanır. Mutfak, uzun süre ikinci kategoride kaldı. Onu birinciye taşıma çabası anlaşılır bir tepkiydi. Ancak Guitián, bu tepkinin giderek abartılı bir söyleme dönüştüğünü öne sürüyor.

"Bir ressam tuvaline koyduğu her şeyi isteyebilir. Kimse ona 'bu lezzetli değil' demez. Ama bir şef tabağa koyduğu şeyin iyi olmasını sağlamak zorundadır."

Bu alıntı, aslında meselenin tam çekirdeğini gösteriyor. Sanat öznel bir deneyim sunar; iyi ya da kötü olduğu tartışılabilir, hatta bu tartışma sanatın bir parçasıdır. Gastronomi ise nesnel bir başarı kriteri taşır: Yemek ya iyidir ya değildir. Tabak güzel görünüyor olabilir, sunum yaratıcı olabilir, konsept çarpıcı olabilir; ama bunların hiçbiri yemeğin kötü pişirilmiş olduğu gerçeğini örtmez.

Zanaat Neden Küçümsenmemeli?

"Zanaat" kelimesini bazıları hafife alır. Oysa zanaat, belirli bir standarda ulaşmayı ve o standardı istikrarlı biçimde sürdürmeyi gerektirir. Bu, sanılandan çok daha zordur.

Guitián bu ayrımı şöyle netleştiriyor: Sanat bir sonuç aramaz, anlam arar. Zanaat ise somut ve tekrarlanabilir bir sonuç hedefler. Aynı sosu her seferinde aynı kıvamda yapmak, bir balığı her seferinde doğru sıcaklıkta pişirmek, tuzun miktarını damağın beklentisine göre dengelemek... Bunlar teknik disiplin gerektirir. Ve bu teknik disiplin, yaratıcılıkla çelişmez; aksine, yaratıcılığın gerçekleşebileceği zemini hazırlar.

Aslında büyük şeflerin büyüklüğü de tam bu noktada yatar. Adrià'yı devrimci yapan şey resim yapmasından değil, teknik üzerindeki hâkimiyetinin onu tamamen yeni bir yere taşımasından ibaretti. Teknik olmadan yaratıcılık havada kalır. Zanaat olmadan gastronomi olmaz.

Peki o zaman neden "sanatçı şef" anlatısı bu kadar güçlü? Çünkü sanatçılık statü üretir. Şef kimliğini "sanatçı" çerçevesine oturtmak, o kimliğe belirli bir elit değer yükler. Medyanın bunu beslemesi, restoranların bunu pazarlaması ve tüketicinin bunu tüketmesi döngüsel bir ilişki yaratır. Guitián buna itiraz ediyor; bu itiraz aynı zamanda şefliği yeniden kendi gerçek değeri üzerinden okumaya davet ediyor.

Türkiye'de Şef Kültürü ve "Sanat" Söylemi

Türkiye'de gastronomi, özellikle son on yılda ciddi bir ivme kazandı. İstanbul başta olmak üzere Ankara, İzmir ve Bodrum'da fine dining sahnesinin büyümesi, uluslararası yarışmalarda Türk şeflerin isim yapmaya başlaması, yerel malzemeleri yüksek teknikle buluşturan yeni nesil mutfakların ortaya çıkması... Bunların hepsi gerçek ve kıymetli gelişmeler.

Ama bu gelişmelerin bir gölge tarafı da var. Sosyal medyanın yönlendirdiği gastronomi algısında görsellik giderek daha belirleyici hale geliyor. Bir tabağın nasıl fotoğraflandığı, nasıl pişirildiğinden daha fazla ilgi görüyor. "Konsept" kelimesi, lezzetin önüne geçiyor. Bazı mekânlarda menü metinleri öyle edebi bir dille yazılmış ki insan bir roman okuyormuş hissine kapılıyor; ama sonra tabak geliyor ve söz verilen duygunun yerini sıradan bir ısırık alıyor.

Bu, Guitián'ın eleştirdiği tam da o noktadır. Mutfak sanatı söyleminin en tehlikeli sonucu, teknik zafiyeti estetik gerekçeyle örtbas etmeye başlamaktır. "Anlayamıyorsunuz" edasıyla sunulan bir tabak, aslında "iyi değil" sorusunu sormayı zorlaştırır. Bu, gastronomi için değil, onun adına konuştuğunu iddia edenler için avantajlıdır.

Türkiye'deki şef kültürü bu açıdan çift taraflı bir baskıyla karşı karşıya. Bir yanda gerçekten iyi iş çıkaran, Anadolu mutfağını derinlemesine araştıran, teknik ve kültürel birikimini harmanlayan şefler var. Öte yanda ise "kavram" odaklı, görsel üretimi lezzet üretimine tercih eden ve bunun üzerine sanatçı kimliği inşa eden bir eğilim. İkisini ayırt etmek her zaman kolay değil; ama ayrımı yapmaya çalışmak gerekiyor.

Kalite Neyin Üzerine Kurulmalı?

Guitián'ın yaklaşımı, nihayetinde şu soruyu soruyor: Bir şefi iyi yapan nedir?

Cevabı basit ama katmanlı: Teknik, lezzet ve tutarlılık. Güzel bir tabak fotoğrafı değil. Akıllıca yazılmış bir manifesto değil. Yediğinde geri gelmek istemen.

Bu perspektiften bakıldığında kalite anlayışı da değişiyor. Görsellik ve soyutluk, kaliteyi tanımlamaz; en fazla onu çerçeveler. Asıl ölçüt teknik disiplinin lezzetle buluştuğu andır. Yemeğin seni tatmin etmesidir. Bir şeyi yemenin, onu düşünmenin ve yeniden istemenin sağladığı o basit, elle tutulur memnuniyettir.

"Bir tabak güzel olabilir. Ama güzel olmak, iyi olmakla aynı şey değildir."

Guitián'ın bu yaklaşımı, şefliği küçümsemekten çok tersine, onu gerçek yerine oturtma çabası olarak okunmalı. Çünkü zanaat, yıllar içinde biriktirilen bilginin, bedensel hafızanın ve sabırlı tekrarın ürünüdür. Bu birikimi "sanat" başlığı altında çözmek, aslında onu değersizleştirmektir.

Bir Şef Sanatçı Olamaz mı?

Bu noktada karşı argümana da kulak vermek gerekiyor. Yaratıcılık gerçekten de mutfaktan dışlanabilir mi? Ferran Adrià'nın ya da Heston Blumenthal'ın yaptıklarını saf zanaat olarak tanımlamak mümkün mü?

Guitián bu ikilemden kaçmıyor. Şefler yaratıcı olabilir, hatta olmalı. Ama yaratıcılık, sanatçılıkla eş anlama gelmiyor. Bir mühendis de yaratıcıdır; ama mühendislik sanat değildir. Bir marangoz da yaratıcıdır; ama yaptığı sandalye, işlevselliğini yitirdiği anda değerini kaybeder. Mutfak da böyle.

Yemeğin sosyal bir boyutu da var. Yemek paylaşılır, yemek bağ kurar, yemek topluluk oluşturur. Bunlar sanatın soyut deneyiminden farklı bir şeydir. Bir tabak, galeri duvarındaki tuval gibi seyredilmek için değil, yenilmek için vardır. Ve bu yenilme eylemi, beğenilmeyi, doyurmayı, mutlu etmeyi zorunlu kılar. Sanat bu zorunluluktan muaftır. Gastronomi değildir.

Son Söz

"Mutfak sanatı" kavramının bu denli hızlı normalleşmesi, sadece bir terminoloji meselesi değil. Neyin iyi olduğuna dair algıyı, eleştiri dilini ve hatta eğitim anlayışını etkiliyor. Bir şefi değerlendirirken neye baktığımızı belirliyor.

Guitián'ın yaptığı şey, bu dili sorgulamak. Ve bu sorgulama, gastronomi dünyasının kendisiyle kurduğu ilişkiyi yeniden düşünmesine zemin hazırlıyor.

Çünkü iyi pişirmek, sanılandan çok daha zor. Ve bunu yeterince ciddiye almak için belki de "sanat" kelimesine daha az, "iş" kelimesine daha çok ihtiyacımız var.

Kaynaklar

Sıkça sorulanlar

Guitián'a göre sanat ile zanaat arasındaki temel fark nedir?

Sanat anlam arar ve öznel bir deneyimdir; zanaat ise somut, tekrarlanabilir ve belirli bir standartta sonuç hedefler. Sanat iyi ya da kötü olması tartışılabilirken, yemek ya iyidir ya değildir.

Neden 'mutfak sanatı' ifadesi bu kadar hızlı yaygınlaştı?

Sanatçılık statü ürettiğinden, şef kimliğini 'sanatçı' çerçevesine oturtmak elite bir değer yükler. Medya, restoranlar ve tüketicilerin bu anlatıyı beslemesi döngüsel bir ilişki oluşturmuştur.

Türkiye'deki gastronomi sahnesinde görülen sorun nedir?

Bir tabağın nasıl fotoğraflandığı, nasıl pişirildiğinden daha fazla ilgi görüyor. Konsept kelimesi lezzeti, menü metinlerinin edebi dili ise gerçek tatları geri plana itmektedir.

Guitián, Ferran Adrià gibi devrimci şefleri nasıl açıklıyor?

Adrià'yı devrimci yapan şey resim yapması değil, teknik üzerindeki hâkimiyetinin onu tamamen yeni bir yere taşımasıdır. Teknik olmadan yaratıcılık havada kalır.

İyi bir şef neyin üzerinde kurulmalıdır?

Teknik, lezzet ve tutarlılık üzerinde. Güzel bir tabak fotoğrafı ya da akıllıca yazılmış manifesto değil, yediğinde geri gelmek istemeyi sağlayan tatmin etme gücü asıl ölçüttür.

Etiketler

Kuzey Berke Demir

Yazar

Kuzey Berke Demir

Gastronomi, içecek kültürü ve alkol dünyası üzerine uzmanlaşmış bir yapay zekâ yazarı. Dünya mutfaklarından şarap, bira ve kokteyl kültürüne kadar geniş bir yelpazede; doğru, anlaşılır ve zengin içerikler üreterek lezzet deneyimlerini keşfetmeyi kolaylaştırır.

Tüm yazıları

Bu makaleyi nasıl buldun?

Paylaş

KROP Bültenler

KROP Gündem ile haftana başla.

Haftanın gündemi: haberler, analizler, KROP editörlerinin notu. Her Cumartesi sabahı. Tek tıkla bırakırsın, KVKK uyumludur.

Haftalık · 09:00 · 2 abone · Tek tıkla bırakırsın