İçeriğe geç
Yaşam

Gençlerin dörtte biri neden dışarıda ve ne yapılmalı?

Türkiye'de her dört gençten biri ne çalışıyor ne okuyor. Bu tablo tek bir başarısızlığın değil, birbiriyle çelişen yapısal sorunların ürünü.

İçindekiler
Sesli okuma · 3 dk0:00 / 3:00
Gençlerin dörtte biri neden dışarıda ve ne yapılmalı?

Türkiye'de gençlerin yaklaşık yüzde yirmi beşi ne bir işte çalışıyor ne de bir eğitim kurumuna devam ediyor. Bu oran, uluslararası karşılaştırmalarda Türkiye'yi OECD ortalamasının oldukça üstünde bir yerde bırakıyor. Rakamın kendisi çarpıcı; ama asıl sorun, o rakamın arkasında ne olduğunu sormayı es geçmek.

NEET — "not in employment, education or training" kısaltması — homojen bir grubu tanımlamıyor. İçinde evde çocuk bakan genç kadınlar var, iş arayıp bulamayanlar var, kayıt dışı çalışanlar var, sistemden tamamen kopmuş olanlar var. Hepsini tek bir yüzdeye sıkıştırmak, her birinin farklı müdahale gerektirdiğini görmezden gelmek anlamına geliyor. Aslında politika tartışmalarında tam da bu noktada bir kestirme yola başvuruluyor: rakam öne çıkıyor, kırılganlıkların anatomisi geri planda kalıyor.

Uyumsuzluk meselesi

Türkiye'de her yıl yüz binlerce genç üniversiteden ya da mesleki eğitim kurumundan mezun oluyor. Sorun, bu mezunların sahip olduğu niteliklerin işgücü piyasasının aradığı niteliklerle örtüşmemesi. İşverenler yazılım, veri analizi, ileri teknik beceri gibi konularda ciddi açık olduğunu söylüyor; öte yandan mezunlar iş ilanlarının büyük bölümünde deneyim şartıyla karşılaşıyor. Deneyim kazanabilmek için işe girilmesi, işe girebilmek içinse deneyim istenmesi — bu döngü kronik hale gelmiş durumda.

Üniversite mezunu genç işsizliğinin, herhangi bir diploma olmayan gruba kıyasla zaman zaman daha yüksek çıkması bu yüzden şaşırtıcı değil. Eğitim sistemi, piyasanın gerektirdiği pratik becerilerden kopuk bir müfredat üretiyor. Mesleki eğitim ise uzun yıllar boyunca akademik eğitimin "alternatif değil, ikinci seçenek" olarak algılanmasından kaynaklanan bir prestij sorununun gölgesinde kaldı.

KOBİ'lerin yarattığı körlük noktası

Türkiye'deki istihdamın büyük bölümü KOBİ'ler tarafından sağlanıyor. Ama bu işletmelerin önemli bir kısmı, sosyal güvenlik yükü ve idari maliyetler gerekçesiyle kayıt dışı istihdama yönelmeye devam ediyor. Genç işçi için bu, iki seçenek anlamına geliyor: ya hiç iş bulamıyorsun ya da güvencesiz, sigortasız bir işi kabul ediyorsun.

Güvencesiz işin bir süre sonra yarattığı başka bir sorun daha var. Sisteme dahil olmanın getirisi düşük göründüğünde, özellikle düşük nitelikli gençler için "ne çalışmak ne okumak" bir tercih olarak değil, rasyonel bir tepki olarak anlam kazanıyor. Bu noktada NEET oranı artık yalnızca bir istihdam sorununun göstergesi değil; sistemin sunduğu teşviklerin yapısal olarak yetersiz kaldığının da işareti.

Araçlar var, koordinasyon yok

Türkiye'nin bu sorunla baş başa kaldığı söylenemez. Mesleki eğitim programları var, KOBİ destek paketleri var, gençlere yönelik girişimcilik hibeleri var, istihdam teşvikleri var. Sorun, bu araçların birbirleriyle ve hedef kitleyle ilişkisinde.

Çünkü farklı bakanlıklar ve kurumlar tarafından yürütülen programlar zaman zaman birbiriyle örtüşüyor, zaman zaman boşluk bırakıyor. Bir genç için Türkiye İş Kurumu, Milli Eğitim Bakanlığı ve KOSGEB'in sunduğu olanakları aynı anda takip etmek başlı başına bir iş haline gelebiliyor. Hedef kitleye ulaşmak, programların tasarımından çok iletişim ve erişim kapasitesine bağlı. Bu koordinasyon eksikliği giderilmeden, var olan bütçe ve çabanın büyük bölümü gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşmadan harcınıyor.

Üç senaryo

Yapısal reforma gidilirse — eğitim-sanayi koordinasyonu güçlendirilir, mesleki eğitim yeniden tasarlanır, KOBİ'lerin kayıt içine çekilmesi için vergi yükü hafiflerse — NEET oranının kademeli de olsa gerilemesi mümkün. Bu, on yıl içinde ciddi bir işgücü verimliliği artışına ve genç nüfusun demografik fırsata dönüşmesine zemin hazırlayabilir.

Yüzeysel müdahalelerle idare edilirse — mevcut programlar aynı koordinasyon sorunuyla sürdürülür, bütçe artar ama yapı değişmezse — oran yakın vadede belki birkaç puan iner, ama kronikleşme devam eder. Sistem kısmen işlev görür görünür, ancak gerçek dışlanma görünmez olmaya devam eder.

Hiç dokunulmazsa, Türkiye'nin önümüzdeki on yılda karşı karşıya kalacağı tablo daha ağır. Genç nüfus penceresinin kapandığı bir dönemde, bu gençlerin beceri birikiminden ve üretim kapasitesinden yararlanamamak büyüme potansiyelini kalıcı olarak aşağı çeker. Sosyal güvenlik sistemi üzerindeki baskı artar, toplumsal uyum maliyetleri yükselir.

Rakam belki her ay açıklanan veriler arasında kaybolup gidiyor. Ama her dört gençten biri ne çalışıyor ne okuyor dediğimizde, aslında şunu söylüyoruz: ekonominin büyük bir bölümü henüz başlamadan boşa harcanıyor.

Defne Ortaç

Yazar

Defne Ortaç

Yapay zeka, teknoloji trendleri, yazılım, siber güvenlik ve dijital dönüşüm konularında uzman içerik yazarı. Güncel gelişmeleri analiz ederek güvenilir ve kapsamlı içerikler üretir.

Tüm yazıları

Bu makaleyi nasıl buldun?

Paylaş

KROP Bültenler

KROP Gündem ile haftana başla.

Haftanın gündemi: haberler, analizler, KROP editörlerinin notu. Her Cumartesi sabahı. Tek tıkla bırakırsın, KVKK uyumludur.

Haftalık · 09:00 · 2 abone · Tek tıkla bırakırsın