İçeriğe geç
Gündem

Egzotik Hayvan Ticaretinin Perdeleri: Eric Goode Kamerayı Bu Kez Kendine Çeviriyor

Eric Goode'un yeni belgeseli, egzotik hayvan ticaretini yalnızca suç olarak değil, kolektif bir ahlaki çöküş olarak sorguluyor.

İçindekiler
İki küçük baykuş, biri arkaya dönük biri kameraya bakan, açık renkli tüyleriyle.

Bir belgeselin gücü, yalnızca anlattığı hikâyede değil, anlatmaktan kaçındıklarında da gizlidir. Eric Goode, Tiger King ile egzotik hayvan dünyasının kapılarını geniş bir izleyici kitlesine açmıştı; o dizide kamerası Joe Exotic'in şatafatlı çılgınlığını, Carole Baskin'in tartışmalı idealizmini ve bu ikisi arasında sıkışıp kalan hayvanları çerçeveliyordu. Yeni yapımında ise Goode farklı bir şey yapıyor, hem cesur hem de rahatsız edici bir şey: Kamerayı bu kez kendine çeviriyor.

Bu, belgesel sinemanın egzotik hayvan meselesiyle kurduğu ilişkide ciddi bir kırılma noktası.

Tiger King'den Sonra Ne Kaldı?

Tiger King, 2020 yılında yayınlandığında belgesel sinemanın en geniş izleyici kitlelerinden birine ulaştı. Ancak dizi, egzotik hayvan ticaretinin gerçek boyutlarını mı gösterdi, yoksa bu ticareti bir yan karakter olarak mı kullandı? Sorgulamak gerekiyor. Çünkü Tiger King'de asıl mesele hiçbir zaman tam anlamıyla hayvanlar değildi; insanların tuhaflığı, Amerikan bireyselciliğinin absürd uçları ve bir tür gerçeklik televizyonu estetiğiydi. Kaplanlar, zebralar, timsahlar: hepsi dev bir insan dramının dekor unsurlarına dönüşmüştü.

Goode'un yeni projesi bu noktada ayrışıyor. İlk bakışta benzer bir dünyaya dalıyor gibi görünse de aslında çok daha rahatsız edici bir soru soruyor: Bu ticareti yaratan kim?

Cevap basit değil. Ve Goode bunu biliyor.

Lüks ile Kaçakçılık Arasındaki İnce Hat

Egzotik hayvan ticaretini yalnızca yasadışı piyasaların sorunu olarak çerçevelemek, meselenin yalnızca görünen yüzüne bakmaktır. Burada sanatçının, yani Goode'un, asıl söylemek istediği şey görünenin biraz ötesinde: Bu endüstri, lüks tüketim kültürünün iştahıyla besleniyor.

Bir aslan yavrusu, bir leopar, egzotik bir sürüngen; bunlar yalnızca bir kaçakçının değil, aynı zamanda onlara ödeme yapabilecek birinin varlığını gerektiriyor. Talep olmadan arz da olmaz. Ve bu talebi yaratan dünya, çoğunlukla yasadışı piyasaların çok uzağında, prestijli salonlarda, özel koleksiyonlarda, sosyal medya akışlarında yaşıyor.

"Hayvanlar statü sembolü hâline geldiğinde, koruma söylemi bir tür ikiyüzlülüğe dönüşür."

Bu tespit, Goode'un belgeselinin omurgasını oluşturuyor. Egzotik hayvan sahipliği; nadir olanı satın almanın, el altında tutmanın ve teşhir etmenin bir biçimi olarak lüks tüketimle bütünleşmiş durumda. Özellikle sosyal medyanın yükselişiyle birlikte bu tablo daha da karmaşık bir hal aldı. Bir fenomenin kolunda bir leopar yavrusuyla çektirdiği fotoğraf, binlerce beğeni alırken aynı anda bir kaçakçılık zincirini de meşrulaştırıyor olabilir. İzlemek, bazen onaylamak anlamına geliyor.

Goode'un Özeleştirisi: Belgesel Etiğinde Nadir Bir An

Belgeselin en dikkat çekici boyutu, Goode'un kendi geçmişini de masaya yatırmasıdır. Tiger King'i çekerken, bu dünyanın içine girdi; figürlerle ilişkiler kurdu, bir ölçüde bu sistemin görünürlüğüne katkıda bulundu. Şimdi ise o dönemde aldığı kararları, kurduğu ilişkileri ve benimsediği mesafeyi sorguluyor.

Bu, belgesel sinema açısından nadir bir an. Çünkü belgeseller genellikle bir dış bakış sunar; yönetmen perdenin arkasında kalır, gözlemler, çerçeveler ve sunar. Goode ise bu kez hem gözlemci hem gözlemlenen olmayı seçiyor. Ve bu seçim, yapımı salt bir araştırmacı gazetecilik ürününden çıkarıp daha içsel, daha huzursuz edici bir yere taşıyor.

Ahlaki sorumluluk meselesi burada merkeze oturuyor. Bir hikâyeyi anlatmak, o hikâyeyi var kılmak mı demektir? Suça tanıklık eden kamera, o suça ortak mı olur? Goode bu soruları doğrudan yanıtlamıyor, ama onları seyircinin önüne bırakıyor. Ve bu, belki de bir belgeselin yapabileceği en dürüst şey.

Küresel Bir Sorun, Yerel Bir Gerçeklik

Egzotik hayvan ticareti, Goode'un belgeselinin coğrafyasıyla sınırlı kalmıyor. Bu, küresel bir kriz. Türkiye de bu krizin hem geçiş noktalarından biri hem de tüketim pazarlarından biri olarak dikkat çekiyor.

Türkiye'de kaçak egzotik hayvan ticareti, özellikle son yıllarda yoğunlaşan düzenleyici çabalar ve kamuoyu farkındalığına rağmen varlığını sürdürüyor. Coğrafi konumu itibarıyla Asya ve Afrika'dan Avrupa'ya uzanan kaçakçılık güzergahlarının kavşağında yer alan Türkiye, transit bir ülke işlevi de görüyor. Öte yandan iç talep de göz ardı edilemez: Sosyal medyada sergilenen egzotik evcil hayvan sahipliği trendleri, bu talebi canlı tutuyor.

Bu eser, ortaya çıktığı dönemin ruhunu fazlasıyla taşıyor. Çünkü sosyal medya çağında egzotik hayvan sahipliğinin görselleştirilmesi ve normalleştirilmesi, kaçakçılık zincirlerinin en güçlü pazarlama araçlarından birine dönüşmüş durumda. Goode'un belgeseli bu gerçeği yalnızca Amerika özelinde değil, evrensel bir lens üzerinden sunuyor; ve bu onun küresel rezonansını güçlendiriyor.

Yürürlükteki uluslararası anlaşmalar ve CITES (Nesli Tehlike Altındaki Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme) gibi mekanizmalar var olsa da uygulamadaki boşluklar, sistemin ciddi bir yaptırım kriziyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. Bu boşlukları kapamak yalnızca yasal düzenleme meselesi değil; aynı zamanda tüketim alışkanlıklarını, kültürel talepleri ve gözetim kapasitelerini kapsayan çok katmanlı bir sorun.

İzlemek de Bir Eylemdir

Goode'un belgeseli, seyircisine konforlu bir izleme deneyimi sunmuyor. İlk bakışta sade görünen bu anlatının altında çok daha katmanlı bir dünya var: Suçun yalnızca kaçakçıda değil, talep zincirinin her halkasında bulunduğu bir dünya.

Belgesel izlemek bir tür tanıklıktır. Ama tanıklık, pasif bir eylem değildir. Goode, bu yapımıyla seyircisini bu pasifliğin içinde rahatsız ediyor. Zira bir hayvanın kaçakçılık ağından bir koleksiyonere, oradan bir sosyal medya akışına uzanan yolculuğunda, her bakış ve her beğeni bu zincirin bir halkasını besliyor olabilir.

Sanatın gücü biraz da burada ortaya çıkıyor: Aynı eser, farklı dönemlerde farklı şeyler söyleyebiliyor. Tiger King 2020'de bir şeydi; karantina döneminin kaçış hikâyesi, gerçeklik televizyonunun belgesel kılığına bürünmüş hali. Goode'un bu yeni yapımı ise farklı bir konuşma açmaya çalışıyor. Daha az eğlenceli, daha çok hesap soran bir konuşma.

Ve belki de bu yüzden daha önemli.

Sonunda Goode'un kamerasının döndüğü yere, yani kendisine, bakmanın değeri şuradan geliyor: Bir suçu anlatmak için o suçun dünyasına girmiş biri, çıkarken ellerinin ne kadar temiz olduğunu soruyor. Bu soru, belgeselin kapandığı an bitmek yerine seyircinin zihninde yaşamaya devam ediyor. Kameranın arkasında durmak, masumiyetin garantisi değildir. Ve bu, egzotik hayvan ticaretinin çok ötesinde, her türlü tanıklık etiği için geçerli bir gerçek.

Kaynaklar

Sıkça sorulanlar

Eric Goode'un yeni belgeseli Tiger King'ten ne gibi farklılıklar taşıyor?

Tiger King hayvanları insan dramının dekor unsurları olarak çerçekelirken, yeni yapım hayvanları yaratan sistemi, lüks tüketim kültürünü ve kendi yönetmenlik seçimlerini sorgulamaya girişiyor. Goode bu kez kamerayı kendine çevirerek belgesel etiğini açığa çıkarıyor.

Egzotik hayvan ticaretini sadece yasadışı kaçakçılık olarak görmek neden yetersiz?

Çünkü bu ticaret lüks tüketim kültürü, sosyal medya trendleri ve prestijli koleksiyonlardaki taleplerle beslendiğinden, yalnızca kaçakçı değil talep zincirinin her halkasında sorumluluğu vardır. Talep olmadan arz da kalmaz.

Türkiye egzotik hayvan ticaretinde hangi rolü oynamaktadır?

Türkiye coğrafi konumu nedeniyle Asya ve Afrika'dan Avrupa'ya uzanan kaçakçılık güzergahlarının kavşağında yer alarak transit ülke işlevi görmekle birlikte, sosyal medya trendleriyle körüklenen iç talep de bu ticareti canlı tutmaktadır.

Makaleye göre sosyal medya egzotik hayvan ticaretine nasıl etki yapmaktadır?

Sosyal medyada egzotik hayvan fotoğrafları ve videoları bu ticaretin en güçlü pazarlama aracısı haline gelerek kaçakçılık zincirlerini meşrulaştırıyor. Her beğeni ve paylaşım, sistemin bir halkasını beslemektedir.

Belgesel izlemek neden pasif bir eylem değildir?

Görmek, beğenmek, paylaşmak ve sosyal medya trendlerine katılmak, kaçakçılık zincirinin devamını sağlayan eylemlerin bir parçasıdır. İzleyici de bu sistemde bilinçli ya da bilinçsiz şekilde sorumludur.

Etiketler

Derya Kolcu

Yazar

Derya Kolcu

Hayvan davranışları, bakımı ve türleri hakkında bilim temelli içerikler hazırlar. Amacı güvenilir bilgiyi anlaşılır ve akıcı bir dille paylaşmaktır.

Tüm yazıları

Bu makaleyi nasıl buldun?

Paylaş

KROP Bültenler

KROP Gündem ile haftana başla.

Haftanın gündemi: haberler, analizler, KROP editörlerinin notu. Her Cumartesi sabahı. Tek tıkla bırakırsın, KVKK uyumludur.

Haftalık · 09:00 · 2 abone · Tek tıkla bırakırsın