İçeriğe geç
Yaşam

Apartmanda Tadilat Artık Komşunun İznine Bağlanıyor

HİMO'nun hazırladığı yeni yönetmelikle apartman tadilatlarında komşudan yazılı izin zorunlu hale geliyor. "Kendi evimde istediğimi yaparım" dönemi kapanıyor.

İçindekiler
İşçi, çatılı gömlek giyerek matkap ile beyaz duvara vida çakıyor.

"Kendi evimde istediğimi yaparım" cümlesi, Türkiye'deki apartman kültürünün belki de en klasik itiraz kalıbıdır. Komşu gürültüsünden, sallanan duvarlardan, çatlayan tavanlardan bunalan onlarca insan bu cümleyi defalarca duymuştur. Harita ve İmar Mühendisleri Odası'nın (HİMO) hazırladığı yeni yönetmelik bu alışkanlığa yasal bir sınır çekiyor: Apartmanda tadilat yapacak olanlar artık komşularından yazılı izin almak zorunda kalacak.

Kulağa basit bir bürokratik adım gibi gelebilir. Ama değil.

Neyin Değiştiğine Bakalım

Mevcut durumda apartman sakinleri, kendi daireleri içinde gerçekleştirdikleri tadilatlar için komşularının onayına ihtiyaç duymuyordu. Yapı ruhsatı gerektiren kapsamlı projeler için belediyeyle muhatap olmak gerekirdi, evet, ama komşu bu denklemin dışındaydı. Yeni düzenleme bu tabloyu değiştiriyor.

HİMO'nun hazırladığı yönetmelik çerçevesinde, apartman tadilatlarında etkilenen komşulardan yazılı izin alınması zorunlu hale geliyor. Bu izin, sözlü bir uzlaşma ya da kapı önünde yapılan bir anlaşma değil; belgeye dayalı, hukuken geçerli bir onay süreci. Yani tadilat planını komşunuza anlatacak, onun da bunu yazılı olarak kabul etmesi gerekecek.

Uygulamanın tam kapsamı, hangi tadilat türlerini kapsadığı ve izin sürecinin nasıl işleyeceği henüz netleşmiş değil. Bu belirsizlik, düzenlemenin pratikte ne anlama geleceği konusundaki soru işaretlerinin de kaynağı.

Ev Sahibi mi, Kiracı mı? İkisi de Etkileniyor

İlk bakışta bu düzenleme yalnızca ev sahiplerini ilgilendiriyor gibi görünebilir. Oysa kiracılar da bu sürecin içine çekiliyor.

Türkiye'de kiracılar zaman zaman ev sahiplerinin bilgisi dâhilinde, zaman zaman da tamamen kendi inisiyatifleriyle küçük çaplı tadilatlar yapıyor. Mutfak dolaplarını değiştirmek, banyo fayanslarını yenilemek, duvar yıkmak ya da kapatmak... Bunlar gündelik yaşamda sıkça karşılaşılan senaryolar.

Yeni düzenlemeyle birlikte bu işlemlerin hukuki sorumluluğu daha karmaşık bir boyut kazanıyor. Komşudan izin alma yükümlülüğü kimin üzerinde, ev sahibinin mi yoksa fiilen tadilat yapan kiracının mı? Kira sözleşmesinde bu konuya dair bir hüküm yoksa sorumluluk kime düşüyor? Kiracı izin alıp tadilat yaptıktan sonra ev sahibi itiraz ederse ne olacak?

Bu soruların yanıtları şu an açık değil. Ve bu belirsizlik, ileride ciddi uyuşmazlıklara zemin hazırlayabilir.

Türkiye'nin Apartman Sorunu

Türkiye nüfusunun büyük çoğunluğu apartmanlarda yaşıyor. Bu bir tercih meselesi olmaktan çok, kentleşme biçiminin yarattığı bir gerçeklik. Ve bu gerçeklikle birlikte, komşuluk kaynaklı anlaşmazlıklar da hayatın olağan bir parçası haline gelmiş durumda.

Tadilat, bu anlaşmazlıkların başında geliyor. Sabah sekizde başlayan kırıcı sesi, haftalarca süren gürültü, binalardaki yapısal hasar riskleri, su tesisatından kaynaklanan sızıntılar... Bunlar apartman sakinlerinin yıllardır yaşadığı ve büyük ölçüde hukuki mekanizmalar dışında, komşular arası güç dengesiyle çözülen sorunlar.

Mevcut hukuki çerçevede tadilatın yarattığı zarar sonradan mahkemeye taşınabiliyordu. Ama önleyici bir mekanizma yoktu. Komşu zaten duvarını yıkmıştı; tavan zaten çatlamıştı; iş işten geçmişti. Yeni düzenleme bu açıdan bir paradigma değişikliği öneriyor: Zararı tazmin etmek yerine, izin alınmadan başlanmasını engellemeye çalışmak.

Bu mantığın doğru yönde olduğunu söylemek mümkün. Ama mantığın doğru olması, uygulamanın da sorunsuz işleyeceği anlamına gelmiyor.

Mülkiyet Hakkı ile Komşu Hakkı Arasındaki Gerilim

Düzenlemenin en kırılgan noktası burası.

Mülkiyet hakkı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda güvence altına alınmış temel bir hak. Kişinin kendi mülkü üzerindeki tasarruf yetkisi, hukuki düzenin çekirdeğinde yer alıyor. Komşu iznini zorunlu kılmak, bu hakkın kullanımını başka bir kişinin onayına bağlamak demek. Bu hukuki açıdan hassas bir alan.

Öte yandan komşunun yaşam hakkı da görmezden gelinemez. Bitişik dairenin duvarına ağır bir yük asılı kaldırma makinesiyle girişilen tadilatın öteki taraftaki evi etkilemediğini, depremsellik açısından bir risk yaratmadığını söylemek güç. Aynı binayı paylaşmak, aslında pek çok ortak sorumluluğu da beraberinde getiriyor.

Yeni düzenleme bu iki hak arasında bir denge kurmaya çalışıyor. Ancak bu dengeyi kimin nasıl yorumlayacağı, komşu izninin reddedilmesi durumunda ne olacağı ve haksız ret halinde başvurulacak mekanizmanın ne olduğu henüz yeterince tartışılmamış.

Bir komşu keyfi bir gerekçeyle ya da herhangi bir gerekçe sunmaksızın izin vermezse ne olur? Ev sahibi yargı yoluna başvurabilecek mi? Bu süreç ne kadar sürer? Tadilat bu süre boyunca duraklatılmış mı kalacak?

Yanıtsız kalan her soru, düzenlemenin hayata geçtiğinde ne kadar işlevsel olacağını doğrudan etkiliyor.

Denetim ve Yaptırım Olmadan Kâğıt Üzerinde Kalır

Türkiye'de kentsel dönüşüm, imar ve yapılaşma alanındaki pek çok düzenleme, yürürlüğe girdikten sonra denetim eksikliği nedeniyle pratikte karşılık bulmadı. Bu bir kötü niyet meselesi değil; yapısal bir sorun.

Komşu izni zorunluluğu da benzer bir riskle karşı karşıya. Tadilat başlamadan önce izin alındığını kim denetleyecek? Yazılı iznin sahte olup olmadığını kim kontrol edecek? İzin alınmadan başlanan bir tadilata müdahale edebilecek bir mekanizma var mı? Yaptırım ne olacak?

Bu sorulara net yanıtlar üretilmeden, düzenleme yalnızca kâğıt üzerinde var olan bir yükümlülüğe dönüşebilir. Zaten izin almak isteyenler alır; almayanlar da eski alışkanlıklarını sürdürür.

Denetim mekanizmasının nasıl kurulacağı, belki düzenlemenin kendisinden daha belirleyici. Belediyeler mi denetleyecek, bina yönetimleri mi, yoksa şikâyet üzerine mi harekete geçilecek? Bunlar netleşmeden uygulamanın etkinliğini tartışmak erken.

Komşuluk İlişkisi Hukuki Zemine Oturuyor

Bütün bu tartışmaların ötesinde şunu teslim etmek gerekiyor: Bu düzenleme, apartman yaşamındaki komşuluk ilişkisini ilk kez bu ölçüde hukuki bir zemine oturtmaya çalışıyor.

Türkiye'de komşuluk, hâlâ büyük ölçüde gayri resmi normlarla, karşılıklı hoşgörüyle ya da baskıyla yürüyen bir ilişki biçimi. "Komşu komşunun külüne muhtaçtır" deyimi ne kadar yerleşikse, komşuyla mahkemelik olmak da o kadar utanç verici karşılanıyor kültürel olarak. Bu çelişki, hukukun devreye girmesini zorlaştıran sosyolojik bir engel.

Yeni düzenleme, bu kültürel dinamiği görmezden gelemez. Hukuki çerçeveyi ne kadar sağlam kurarsanız kurun, uygulamanın ruhunu komşular arası ilişkinin niteliği belirliyor.

Bir tarafta kayıt altına alınmış, belgeli bir süreç var; diğer tarafta yıllardır birbirini tanıyan, kapı önünde kahve içen ya da geçmişte ciddi tartışmalar yaşamış insanlar. Bu iki gerçekliğin nasıl örtüşeceği, düzenlemenin kâğıttaki başarısından çok daha önemli bir soru.

Sonuçta Ne Değişiyor?

Ev yenileme planı yapanlar için yeni dönem şunu söylüyor: Artık dairenizin duvarlarına girişmeden önce çevrenizi hesaba katmanız gerekiyor. Bu hem pratik bir gereklilik hem de aslında olması gereken bir sorumluluk bilinci.

Apartman tadilatı kaynaklı anlaşmazlıklar, mahkemelerde, site yönetim toplantılarında ve kapı önü kavgalarında yıllarca yer kapladı. Bir düzenlemenin bu sorunu tamamen çözeceğini beklemek gerçekçi değil. Ama konuyu hukuki bir zemine çekme çabası, doğru bir yöne işaret ediyor.

Şimdi yapılması gereken, yazılı izin zorunluluğunun kapsamını, işleyişini ve denetim mekanizmasını şeffaf biçimde tanımlamak. Bunlar netleşmeden bu düzenleme, iyi niyetli ama yarım kalmış bir adım olmaya devam edecek.

Kaynaklar

Sıkça sorulanlar

Kiracılar bu düzenlemeye nasıl dahil ediliyor?

Kiracılar, ev sahibinin bilgisi dâhilinde ya da kendi inisiyatifleriyle yaptıkları küçük çaplı tadilatlar için de komşu yazılı izni alması gerekecek. Ancak bu sorumluluğun kiracıya mı yoksa ev sahibine mi ait olduğu henüz açıklığa kavuşmamıştır.

Komşu izin vermezse ne olur?

Düzenleme, komşunun izin vermesini reddediği durumda, ev sahibinin başvurabileceği yargı yolları ve bu sürecin uzunluğu konusunda henüz açıklık getirmemiştir.

Bu düzenleme apartman anlaşmazlıklarını tamamen çözer mi?

Hayır. Düzenleme sorunu tamamen çözmez, ancak zararı tazmin etmek yerine önleyici bir mekanizma sunarak doğru bir yöne işaret eder. Uygulanabilirliği denetim mekanizmasının nasıl kurulacağına bağlıdır.

Yazılı izin alındığını kim kontrol edecek?

Belediyeler, bina yönetimleri veya şikâyet üzerine harekete geçilip geçilmeyeceği henüz netleşmemiştir. Bu denetim mekanizmasının belirlenmesi düzenlemenin etkinliğini doğrudan etkileyecektir.

Bu yönetmelik Anayasa'daki mülkiyet hakkıyla çelişir mi?

Yönetmelik, mülkiyet hakkını başka bir kişinin onayına bağladığı için hukuki açıdan hassas bir alan oluşturmuştur. Ancak aynı binada yaşayanların ortak sorumlulukları göz önüne alındığında, bu dengelenmeye çalışılmıştır.

Etiketler

Barış Dursun

Yazar

Barış Dursun

Türkiye'nin siyasetini, ekonomisini, toplumsal dinamiklerini ve gündemini yakından takip eden deneyimli bir analiz yazarı. İç gelişmeleri veri odaklı bir yaklaşımla değerlendirir, kamuoyunun nabzını tutar ve eleştirel bakış açısıyla derinlemesine analizler sunar. Karmaşık gündemleri sade, anlaşılır ve tarafsız bir dille okuyucuya aktarır.

Tüm yazıları

Bu makaleyi nasıl buldun?

Paylaş

KROP Bültenler

KROP Gündem ile haftana başla.

Haftanın gündemi: haberler, analizler, KROP editörlerinin notu. Her Cumartesi sabahı. Tek tıkla bırakırsın, KVKK uyumludur.

Haftalık · 09:00 · 2 abone · Tek tıkla bırakırsın